İZMİR FUARI HEPSİ GERÇEK ÖYKÜLERİ kelepiremlak35

İzmir Sanal Fuarı Mağazası

İzmir Fuarı

İzmir Fuarı

İzmir Fuarı

İzmir Fuarı

İzmir Fuarı

İzmir Fuarı

İzmir Fuarı

İzmir Fuarı

Yıllar yaşanmış yada şahit olunmuş olaylarla doldurur,insanı.Bekliyoruz paylaşmanızı,şiir deneme öykü.Tek şart hepsi gerçeğe dayansın

ENERJİLER VE BOYUTLAR

Bilgi/Deneme yazı

AŞK NEDİR

(Deneme-yazı)

EVLİLİK SÖZLEŞMESİ

maddi olanı avukatlarda bu manevi olanı

1 DAKİKA

İntihar etmek üzere olan birinin son 1dakikası

ÇOK DEĞERLİ

En çok neye değer verirsin

SEVMEK YETENEKTİR

Tıpkı resim,müzik yeteneği gibi sevmekde bir yetenek türüdür

BURADA YAZANLAR(Şimdilik 1kişi:))

TUNÇ    adlı kişi

 

 

 

ENERJİLER VE BOYUTLAR

18.000alemden bahseden Kurana göre bilmediğimiz beklide bilemeyeceğimiz binler boyuta işaret etmekte.Ama biz bunları 7 ana kategoride toplayabiliriz

1.      1.Boyut: tek bir noktadan oluşan bir boyut türüdür.Eğer biz insanlar o boyutta yaşamaya mecbur edilseydik,görmezdik duymazdık sanırdık ki bu evrende tek biz varız.Örnek vermek gerekirse ağaç.Duymaz görmez tek kendini bilir.Sanır ki tek o var.Yani ene(benlik)

2.      2.Boyut:Eğer o noktanın yanına 1nokta eklerseniz doğru olur.Yani sen ve ben .Okadar. Diyebilirdik ki o zaman ;biz 2kişiyiz.Neden mi çünkü ben onu görebiliyorum sadece.ben gördüğüme inanırım.Dese ki  yüksekte olan biri;yok öyle değil ikinizinde önünde 100kişi var sıralı,çünkü ben sizin göremediğinizi yukarıda olduğum için görüyorum

3.      3.Boyut: Yani bu kişi en boy ‘dan en boy yükseklik boyutuna çıkmış bir kişi olduğundan görebilmektedir.Eğer 2.boyuttaki kişi için bu kişi emin biri ise inandım vardır der.Yok değilse ben gördüğüme inanırım ,ben ve o .Hepsi bu der geçer.Oysa bir ayağa kalksa ,yani en boy’dan en boy derinlik boyutuna geçse oda görecek ki 100’ler kişi önünde sıralanmış.

4.      4.Boyut:En boy yükseklik ve derinlik boyutu:Eğer bu boyutta biz olsaydık,3.boyut fiziğinin, sınırladığı engeller bizi sınırlayamazdı.Karşımızdakinin iç organlarını görür,istersek bir anda dünyanın öbür ucuna gider gelirdik.Buna en güzel örnek cinlerdir

5.      5.Boyuta bir fiziksel izah ve tanıtım vermek mümkün değil artık.Sadece örnek verebiliriz, Onlarda meleklerdir

6.      6.Boyut:Onlara ölüler demeyiniz onlar Rableri katında rızıklanmaktadır gibi ayetlerle de anlatılan ;şehitler veliler peygamberlerin olduğu boyuttur.Onlarda hala bu boyutta bir görev,iş yapmaktadırlar ama fizik anlamı /tanıtımı maalesef yok.

7.      7.BOYUT: Evet işte son boyut .Bu boyut gücün kuvvetin son noktası olan ve mükemmel üstü bir boyut olan 7.boyuttur.Bu boyuta örnek:

Gene insandır.Yani ruh.Evet biz aslında 7.boyuta göre yaratılmış ama yetişmemiz, mükemmelliği bulmamız ve imtihan sırları dolayısı ile 3.boyut kalıbına sıkıştırılmış bir yaratığız. Gözle baktığın kuşun önüne yemek olarak gelmesi,bir anda başka yerlerde olabilip,farklı farklı lezzetleri alabilecek yegane yaratık biziz.

Yani biz çok kuvvetliyiz ve biz eşrefi mahluk(Allah'ın halifesi,özellikle seçtiği kullarıyız).Dolayısı ile bizim mayamızda çok büyük güçler ve imkanlar var.Bu imkanlardan birincisi beynimiz, aklımızdır.

İnsan beyninin %10’dan aşağısını kullanır.E peki Allah hiçbir şeyi  boşa ve anlamsız yaratmaz ise neden bu kadarla çalışıyoruz.Bu dünyada her şey hikmet ile ahrette kudret ile ise burada bir hikmet olması gerekmez mi.Yoksa kendimizi keşfedip o kapasiteyi doldurun demeye bir işaret mi bu.Normal yaşamda örnekler vardır.Düşündüğün birinin seni aradığında hah tamda ben seni düşünüyordum demesi gibi,kuvvetle istediğin bir şeyin yerine gelmesi gibi,birçok örnek vardır hayatımızda.Bunlar bizim bilmeden düşünmeden,istemeden yaptığımız güçlerimizi ortaya çıkartan bilinçsiz hamlelerdir.

Bu yazı bunları bilinçli yapabileceğimizi anlatmak için yazılmıştır.kötüye kullanılır mı tabiî ki her şey kötüye kullanılır.Ama rahmetim gazabımı geçmiştir,diyen Rabbimizin de işaret ettiği gibi pozitif güçler negatif güçlerden belki yüzlerce kat kuvvetlidir.Bu Allah bilir haklılıktan gelen bir ek güç olabilir.Yani bu dünyada zülüm yapan güçler haksız olduğundan aslında çok güçsüzdür.Teknikleriyle zülüm yapabilmektedirler.E denirse burada ;ama onlar hakim,

Deriz ki evet onlar hakim onlar güçsüz olduğu halde onlar hakim.ÇÜNKÜ sorun onlarda değil. Sorun bizde yani biz gücümüzü bilmiyor ve kullanmıyoruz ki.Ondan onlar hakim durumda onca güçsüzlüklerine ve acizliklerine rağmen.Çünkü biz hala gördüğümüze inanan ahmaklarız. Çünkü biz hala 3boyutun kurallarının içinde boğulmuş tıpkı 2.boyuttaki bir yaratığın 3.boyuttaki  birinin önünde 100kişi var dediğine inanmadığımız anlamadığımız gibi anlamayan zavallı 3.boyut canlılarıyız da onda.

Oysa biz 7.boyut gücüne sahip 7.boyuta göre dizayn edilmiş yaratıklarız.Yoksa Allah gökleri kavrayan dağları oynatan melekler varken niye bizim gibi hastalıklı sıkıntılı yaratıklara EŞREFi MAHLUK desin?

Demek ki biz başkayız.Biz çok güçlüyüz ama tam farkında değiliz.

Kainat müthiş bir çekim gücü ile ayaktadır.Bizde öyle,atomlarımız ve içindeki proton nötron hepsi çok büyük bir hızla ve çekimle döner ve birbirlerine böylece bağlıdırlar.

Kainatta oluşan bu çekimlerden pozitif ve negatif olanları dünyaya da akarlar. Bunları  kullanabilen insanlar ,kendi güçleri dışında şifa vb gibi işlerini de daha etkili görmüş olurlar

Allah derki her duanızı kabul ederim.Bu şu demek her isteğimiz yerine gelir.İstemek cüzi(az)irade ama ama zamanı ve şeklini belirlemek külli (umumi)iradedir.Yani cüzi irade ile külli irade arasındaki sınır budur.Her şeyi iste ve yap ama sınıra dikkat et.Tabi bu arada helal yani pozitif yani yasal olan kanallar negatif yani haram yani yasak  kanallardan yüzlerce kat güçlüdür ve negatif kanal işlerine eğilmek iki tarafı keskin kılıç gibi negatifi işleyenide keser.Oysa pozitifde hiçbir tehlike ve sakınca yoktur.Büyüde negatiflerin kullanıldığı bir enerji türüdür ve haram/yasak/sakincalı/insana zararlı’dır.Bazı kanallara (ayetleri farklı okuma, pislikler-ki pislikler negatif enerjinin toplandığı nesnelerdir-bed dualar haset,kıskançlık gibi duygular hep negatif enerji oluşturan kanallardır.bu kanallarıda kullanan beyin buradan aldığı güçle negatif işleri yapabilir,büyü gibi ancak haramdır/yasaktır ve dinen günah sınırının üstündedir,yani küfür hükmündedir.(kadere isyan sayıldığı için vb.)

İnsan derki Rabbim bana şu kazancı ver veya şu işim olsun:

Rabbi kabul eder ve yürürlüğe koyar.Ama şekil ve zaman onun iradesindedir.Ama illa yürürlüğe anında ,saniyesinde girer. Aradan bir ay geçer ve insan derki bu olmuyor olmayacak ve Allah onuda kabul eder ve belki tam tepesinde duanın kabulü,geri dönüverir.Yani Allah önceki duayıda kabul etmişti sonraki duayıda.Çünkü dua kabulu konusunda net vaat vardır.;Allah'ımız illa kabul edeceğini kuranında beyan etmiştir.ama biz anlamıyoruz.İstemeyi de bilmiyoruz istek şiddetle ısrarla olacak tam bir istek gücü.Kainatın hareketi fiziksel  ve hikmetsel kuralına göre bu istek,bu hareketi başlatıyor ve düzenlemeler yürürlüğe giriyor.

Bu konuda istemek cüzi irade ne zaman ve nasıl oluşacağına karar vermek külli iradeye bağlıdır.(yani Allaha ) O karar verir ve hizmetindeki meleklere uygulamaya sokturur,başlatır.Şöyle dememeliyiz

Allah’ım bana şu işten para ver.Bu eksik bir dua çünkü bilmediğiniz yerlerden sizleri rızıklandırırız ayeti geregincede Allah dilediği yerlerden isteğimizi yolluyor.Yani biz bu işten vb.yolla diyerek kendimizi kısıtlamış oluyoruz.Bırakın O dilediği ve en hayırlı yoldan versin.biz sadece isteyelim. Dualarınızın kabul olması dileğiyle…

modern safsatalar = çekim yasasası okumanızı tavsiye ederim ifrata kaçmamak için ;)

ENERJİLER VE BOYUTLAR Kullanım hk. Ek

Bazı insanların enerji düzeyleri düşük bazılarının normal bazılarınında yüksektir.Yüksek olanlar düşük olanların hastalıklarına sifa olabilir
Şahsen bir bio enerjist olarak bunları bizzat yaşıyorum.Herkesin yetenek enerjisi farklı olabilir.
Anadoluda ocak denilen insanlar ocagı oldugu hastalıkları elleriyle veya okumalarıyla iyi ederlermiş.El verme yoluylada babadan evlada geçenbir sistem bu.
Benimki hertürlü agrıyı kesme.Migren belfıtıgı vb.
Sonuç:
Başkalarından önce kendinize faydanız olsun.Evren korkunç ve sonsuz bir eneri yükü ile dolu ve bu yükler dünyayada akıyor.
bunlara baglanmayı düşünün Beyin buna programlı,ama bilmiyoruz.
Bu kanalların renkleride farklı
Örn:Şifa kaynagı zümrüt yeşilli.......bu renki düşünerek agrı noknanıza anteni koyarak(eliniz) o kanalı çekin beyninize ve sıkıntı noktanızdaki hücrelerin kuvvetlendigini toparlandıgını düşünün birkaç dakika
farkı kesinlikle göreceksiniz
Bir bilgi: Kudret bizi hayatımız boyunca öldürür ve diriltir Ama biz bunu fark etmeyiz .Yani yaşarken ölür bedenimiz ama biryandanda gene inşa edilir
Şöyle : tıbben her hücrenin bir ömrü var kimi hafftalık, kimi aylık kimi birkaç yıllık ömrü var.İlgili hücre ölürken yerine yeni hücre gelir yani yer degiştirir.İşte yeniden dirilmeye bir delil daha.Daha dünya degiştirmeden Allah bize ölümü gösteriyor.Anlayana,hele hele bir doktorun ateistligini asla kabul edemem.
İşte isterseniz tıbben geçmesi imkansız denen bir hastalıgınız olsun...eger beyninizi kullanırsanız ve ilgili evren enerjisine bağlanabilirseniz.O felç ise bile o hücrenin ömrü süresi sonunda kalkar yeni temiz hücreler gelir ve o hastalık kalkar.
Delil:Geçmeyecek hastalık yoktur, çünkü ölüm hariç her türlü hastalıgın ilacını yarattıgını Rabbimiz bildirmiştir.
7 ana şakramız vardır.
kök
göbek deligi az altında solda
göbek deligi az üstünde orta
gögüs ortası
yutkunma noktasında
2kaş arası
ve tepe şakrası
Erkekde kök şakra saat yönünde ve diger şakralarla bir ters bir yüz dönüş olaraktır,yani 2.şakra saat yönü tersinde dönüş hızındadır(oluşturdugu enerjiler)
Kadında ise kök şakra saat yönünün tersinde başlayarak bir ters bir yüz yukarı dogru takip eder
elinizi koydugunuz şakra hastalıgınız olan organa enerji saglayan noktadır ve bazen çok hızlı dönüş yapan o şakranın dönüş hızı bozulur ve ilgili organ hastalanır.Beyninizle onu normal hale getirmelisiniz.Evrendeki yeşil kanalı üzerinize tutarak.
Örn:Midenmi agrıyor göbek deligin üstüne anteni koy (elin) ve (erkeksen 3.şakra: saat yönü) hızla saat yönünde çevirip sıvazlıyarak ve yeşil kanalı üstüne çektinigi düşünerek elini sür.
kesinlikle fark edeceksin (ilk siz denemiyorsunuz;))ama bayansanız saat yönünün tersine o şakra dikkat.

çok önemli bir not daha
Her şakra kan ile beslenir,yani herşeyden az azda olsa yemeliki enerjiye dönüşsün ancak alın şakrası bundan istisnadır.
Bu şakrayada kan gitmesi gerekir ve bunun için maalesef tek bir yöntem vardır. Oda;
Yere egilip alnınızı yere bastırmanız gerekiyor ve bu günde 1kere ile filan yeterli olmaz

ipucu: Allah bizden niye namaz istiyorki ihtiyacımı var haşa, ee?
Hayır bizim o secdeye ihtiyacımız var.Yani ibadet bile bizim için olurken imtihan vesilesi yapılacak kadar mükemmel bir buluş ve sonsuz ahenk ve harmoni ;))
İmansızlara son bir recete
günde 5 kere başını yere degirme..Yanlız Bir vaktinde ki bası yere bastırma 10-20kere tavsiye ediyorum

 

 

AŞK NEDİR     (belkide şudur)tıkla

Sevginin bir kişide/varlıkta yoğunlaşmasıdır.Tabiki buna esas layık olan ,bizi yaratıp nimetlendiren güçtür.(ne kadar acı,fakirlik,hastalıkta çeksek var olmak en güzel nimet)

Milyar kere milyar insanın parmak uçlarındaki izlerin ki 2cm2’lik bir alan,farklı olması gibi beyin dalgalarımızın frekanslarıda  farklıdır.Belki trilyonlarca ayrı kod,tıpkı genler gibi.

Bunu daha iyi anlayabilmek için biz bu frekansları 1000 ile sınırlayalım;

Diyelim ki siz 650 kod beyin frekansına sahipsiniz.Tanıştığınız kişide 630 diyelim.İşte elektrik alma,içim ısındı denilen şey budur.Diyelim ki o 833;ne kadar iyi olursa olsun aşk çok zor.Belki beğeni saygı boyun eğme ama o kadar.Bunun anlaşılması bir bakışta olmayabilir,ama max 1-2 ayda tam netleşir.Leyla ile mecnunun çok da güzel olmadığı söylenir.Ama aşkları bu frekans uyumu sayesinde tarihe geçti.

Peki aşkmı önemli paramı(bu konuda yarışma/anket bile yapıldı)ve para dendi değimli.Peki hangisini bulmak kolay?

 Herkesin bir işi ve kanaat gücüne göre geliride var,olmasada çalışarak olur.Peki aşk çalışarak olurmu?

 Hangisi  zevkli;5yıldızlı bir otelde tek başına kalmakmı,yoksa evinde aşık eşinin sıcak göğsüne başını koyup,seni seviyorum-seni seviyorum diye atan kalbin atışlarını dinlemekmi, akşam yemeğini yedikten sonra,el ele deniz kenarında yürümek bir kafede   göz göze çayını yudumlamak,bir bankda başını omzuna koyup dalga seslerini dinlemek ardından,elele yuvanıza dönüp sarmaş dolaş olmakmı.Cinsel boşalma bittikten sonra bile,sevgiyle göz göze olabilmekmi,yoksa dolgun bir cüzdan rahatlığıyla arkanı dönüp uykuya dalmakmı?

Para gerekli,çalış Allah’ın verdiğinede razı ol,ama parayı tek hedef yapıp putlaştırma.O araç yaşam kaynağı değil.Tabi ikisi birdende oldumu, herhalde bir öncennet uygulamasını yaşıyorsun demektir : ))

 Peki ;ilk tanışmanın heyecanı,platoniklik,aşkmı ,heyecanmı.Gençken bunu anlamak öyle zorki,beğenimi sevgimi aşkmı.Sonuç olarak,eğer aynı frekansı bulursan sakın kaçırma ne zengin ne fakir ne yaş asla önemli değil.

Tabiki bunca nimeti ve bilhassa sonsuz cenneti verecek olan Allah’dan daha çok kimseyi sevmekte doğru değil,aşk duygusunu yaratan onu kendisinden çok ,başkası için kullanılmasına razı değil.Asla O’nun ve emirlerinin önünde olmamalı yoksa O aşkını elinden alır.

3 ŞEY İÇİN EVLENİLİR

  1. Soyun devamı
  2. Cinsel dürtüleri doyurmak
  3. Yaratılış gerçeği ; Kadında erkekde eksik yaratılmış ancak birbirleriyle tam olup, mutmain(huzurlu) hale gelebiliyor.

İstisnalara takılmazsak,kadın bedensel güçsüzken erkek zor işler,güvenlik vb. için kuvvetli yaratılmış.kadın evini sever,evişlerine yatkın yaratılmışken,erkek dışa,dış işlere dönük yaratılmış.Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

İşte bu 2elma yarısı birleştiğinde aile olabiliyor ki buda toplumun en kuvvetli yapısı.

Bu üçüde gerekli ama önem sırası yukarıdaki sıranın tersi.

Dalga boyları kilitlenen bu iki insanın bu nimeti koruması için ise en az altı şeye dikkat etmek şart;

  1. SAYGI:Aşkı taze tutan birinci şey.Erkek yaratılış gereği lider yapıdadır.Kadının bu gerçeği tersine çevirecek gücü yoktur.Bu bir yaratılış.Kadının boyun eğmesi,terbiyesi, bir efendim,beyim demesiyle bile erkek onere olur.Erkeğinde karşısındaki ,yuvasındaki kadınına önemseyerek,hatırlı saygılı konuşmasını, aynı şekilde davranmasını bilmeli.
  2. FARKLILIKLAR: Farklı ailelerden farklı terbiye ve alışkanlıklara sahip iki insan olunduğunu kabullenmek,zevkler ve renkler farklı olacaktır ve asla biri diğerinin bu farklılığını değiştirmeye/ezmeye kalkmamalı.
  3. ANLAYIŞ: Erkek en zor,kalleşliğin,açgözlülüğün,hak yemenin marifet sayıldığı bir ortamda çalışmada.Böyle bir savaş alanında çalışan erkeğe, bir kadın kesinlikle her zaman anlayış göstermelidir.Kadının işide zor ve önemli,ev işi,çocuk bakımı,topluma iyi bir fert yetiştirmekte önemli bir görevi ve sorumluluğu var.Yani erkekde kadınınından daha fazla daha önemli bir zorluk içinde olduğu hissi içinde hareket etmemeli.Almak yok vermek var
  4. SABIR: Bazen biri duygusal boşalma isteyebilir.bırak boşalsın,bazende maddi sıkıntılar,borç vs.oluşur,bırak zaman rahatlatır. Bazende sessizlik,bırak sessiz kalsın.
  5. ŞEFKAT: Hz Ömer birine valilik görevi verecekmiş.Sohbet ederken çocuklarını sormuş demişki adam ,şu kadar ama bir kere bile başlarını okşamadım.Sanmış ki halife ciddiyetini takdir edecek.Kalkmış gitmiş halife kalbinde şefkat olmayanın merhameti de olmaz diyerek.Karıncaları ezerim diye yanından dolaşan,kedi köpeğe artıkları paket yapıp veren birini bulursan şefkatide bulmuş olursun.
  6. ANTİMONOTONLUK. Monotonluk arada bir yırtılmalı.Kadın kocası işinden dönerken bazen  bir gece elbisesiyle karşılayıp, mum ışıklı bir sofrada ağırlaması, bazen erkeğin eşini alıp dışarıda yemeğe çıkarması,parası yoksa bile iki sandwich bir kola bir ağaç altına götürmesi,eve gelirken bir çiçek alması bile yeterli(paran yoksa parktanda, cenaze çeleğinden de alabilirsin,ama tabiki bunu sakın eşine söyleme :)

DÜNYA BİR CEHENNEM (BU ASIRDA ALLAH’TAN KOPAN BU İNSANLIK YÜZÜNDEN)

İşte o dalga boyuna kitlenebileceğin birini bulma şansını yakaladıysan eğer ASLA BIRAKMA-KOPMA-ÜZME-KAÇIRMA ve bu 6 konuyuda çalış,kendini geliştir ve tek cennet sansın yaşa .Aşkı bulduysan başka daha güzel bir mutluluk yok bu dünyada.

 Ocak2004

EK BİR BİLGİ;

Evren saatine göre bir insan ömrü 3,5dakika kadar.Yani kötülük yapan,dünya hırsından sapıtan biri,sadece bize 70yıl gelen bu 3,5 dakika için çırpınıyor.Bunu rüya örneğiyle de açıklayabiliriz;

En uzun rüya 10 kusur saniye sürmekte.Oysa biz saatlerce belki günlerce sürecek olayları yaşıyoruz o kısa rüyada. Deselerki; rüyanda herşey serbest ne istersen yaşa,ama uyandığında müebbet yatacaksın.

Diyorki bazıları:Bosver yaşarım rüyamda sonrada yatarım.İşte bu seçim bu kadar akılsızca.İşte Dünyada sonsuz yaşama göre 10 saniyelik bir  rüyadan farksız

seç bakalım 10saniyenin hepsi kabus olsa ne yazar illa uyanacak feraha ereceksin unutma ki  en büyük sabır YAŞAMAKDIR

BİR DUVAR YAZISI :(Birazda gülelim)

aşk nedir? bir kişi için felaket, iki kişi için saadet, üç kişi için cinayet 

Temmuz 2006

EVLİLİK SÖZLEŞMESİ

Seni ilk gördüğümde ne kadar güzel ne cici kız demiştim.Seninde o hafif tebessümün kaşlarının yukarı kalkması benden hoşlandığını hissettirmişti bana.Böyle güzel bir bayanın çocukları bile vardır,hiç bırakırlar mı diye düşünmüştüm.Seninle ne konuştuğumum bile hatırlamıyorum.Çünkü dudaklarım havadan sudan bahsederken,gözlerim tamamen başka şeyler söylüyordu.Her ne kadar yüzüne bakmaya utansamda

O ilk çıktığımız deniz kenarındaki kafede seni seyretmeye doyamamıştım.Fotoğraflarda görülen harikulade  manzaralara dalgın dalgın bakan biri gibiydim.Sonra niye daldın ne düşünüyorsun diye sormuştun.Endişeliyim acaba ruh halinde dışın gibi güzelmi fedakarlık,sevgi,sabır,iyi huyluluk gibi güzelliklere de sahipmisin yoksa içi kararmış bir ceviz misin diye cevaplayamazdım ya.'hiç 'dediğimi hatırlıyorum.Sonra tekrar tebessüm etmiştim.

Cep telefonumu seviyorum.Kısa öz ve tatlı bir mesaj bazen kitaplar dolusu laftan daha kalıcı oluyor.

Boşluklarla 138 harf ama.her satırını bir yazının bir makalenin başlığı yapabilirsin.İlk iki satırı çok hoş bir biçimde geçtik seninle.Şimdi sıra 3.satırda.Aşkları kısa sürede tüketen,mutsuzluk karanlığına düşürebilen gençlik ateşi ve tecrübesizliğiyle ihmal edilen 3.satır

Azalabilen aşk,çoğalabilirde.Partnerinde ilişkinin başlarında gördüğün bir iki güzel yöne,onu tanıdıkça sekiz on güzel yöne çıkıyorsa o aşk daha bir hayranlık daha bir güven hissiyle artacaktır.Ama tersine o bir iki güzel yön sadece göstermelikse, O zaman ,sanada onada kötü, sanada kötü çünkü bir eşin ilgi ve sevgisini kaybetmekte yeter mutsuzluk için.Bilhassa evlendikten sonra,tabi haline dönüp hayal kırıklığına uğratmamak,uğramamak için her zaman doğal davranmalı, kibarsan hep öyle olamaya hazırlan,sessiz sakin akıllı uslu davranıyorsan hep öyle olmalısın.Yani Yunus Emre'nin dediği gibi; 'ya göründüğün gibi ol,yada olduğun gibi görün' daha başka lafa gerek varmı.

Hiç yalan söylemeyelim birbirimize emi.yalanın beyazı siyahı olmaz.Şüphe güven ağacına giren termitler gibidir,siyahı hızlı beyazı yavaş ama sonuçta her ikiside o ağacı yer bitirir.

 

Konuşuruz diğerimizin sevmediği o şeyi beraber çözeriz.hata birimizdeyse bir daha yapmamaya söz verir,istemeden bir daha yapsak bile bir daha söz verip bir daha gayret edelim.Sabır (ama gayrete sabır tabi)

Bende evimize içki denen bir saatli bombayı asla sokmayacağım.Ne sana ne çocuklarımız,insanı değiştiren,şeytana bile güldüren o zehirle üzmeyeceğim.Nasılki sarımsak kokusu,diğer insanları rahatsız eder,hatta içmeyene sigara kokusunun bile ağır geldiğini biliyorum,Buda kullanmayana adeta eziyet verir.En küçük çirkinliğime,sevdiğin için sabretmene izin vermeyeceğim.Seni kendime dahada aşık etmek istiyorum.O güzel bakışlarını hep üzerimde görmek,bana sarıldığında adeta kanımın,kanında dolaştığını hissetmek istiyorum.

Ne kadar kızarsam kızayım sana asla el kaldırmayacağım,demeye bile utanırım.En zayıf insanlar,sorunlarını kaba kuvvetle çözeceğini sananlardır.Hele hele eşit olmayan kuvvetlerin dövüşüne razı olanlarsa sadece sırtlanlardır.(topluca saldırırlar) Bazen bunu hak eden başka sırtlanlarda olsa bir erkeğin o sırtlandan uzaklaşması,onu umursamaması daha insancadır.

Evimizin huzurunu ,işimdeki sorunları getirerek bozmayacağım onlar dışarıda çözülmeli,bunu biliyorum.

Sana gelebilecek bir kötülük önce bana çarpmayı göze almalı:Bu can çıkmadıkça sana ve çocuklarıma kimse ilişemez.

Sende bana hiç sesini yükseltme emi.Sevinin yanında saygılı olmanıda istiyorum.Sevgiyi besleyen sadece saygıdır.Evin reisine ukalalık yapmak,tafralarda bulunmak,sert konuşma tarzı vb. işte aşk kalesinin surlarına atılan top gülleleri.

 Yabancı erkeklerle öpüşmen ,sarılman akraban bile olsa beni kırar,onlarla yumuşak ve sevimli bir şekilde muhatap olmanda.Her zaman kalbi bozuk ,nefsi kuvvetli bir çıkabilir karşına,öyle görünmesede.Başka erkeklerin iştahını kabartacak şekilde giyinmeni de istemem.Kadın kocasına, kendini beğendirmeli.Dışarıda cazibelerini teşhir eden kızlarla devamlı rekabet halinde olmalı.nasılsa evlendim deyip kendine bakmaktan vazgeçmemeli,kilosuna dikkat etmeli.Evini ve kendini hep temiz tutmalı.

Çocuklara gelince;bir anne,babaya nazaran eğitimlerinde daha etkilidir.Hiçbir çözüm tokatla olmaz onlarda sorunlarında konuşarak,suçlarında ise bazı isteklerinden mahrum bırakılıp,cezalandıracakların bilerek büyümeli.Yavru yengeç bile annesinin yan yan yürümesini görerek yürümeyi öğrenirmiş.

Herhangi bir sebepten dolayı kavga eder ve çözülemeyecek durumlara düşersek;bir senin birde benim taraftan birer hakem tespit edelim .Belki biz fazla duygusal davranıp kendimiz haklı görebilir ve çözüme ulaşamayabiliriz.Hakemlerimiz daha akılcı davranıp bir hüküm vereceklerdir.Böylece kişisel inatlarımızın ve hatalarımızın bizi koparmasını engelleriz.

Her şeye rağmen eğer birbirimizden koparsak,çocuklarımızı birbirimizden mahrum etmeyelim.Onlar vasıtasıyla birbirimizden öç almaya çalışmayalım.Bu bizden çok onları yaralayacaktır.Her çocuk anne babasını yanında iste.sıcak yuvada büyümek ister. Bundan mahrum olmaları zaten onlar için yeteli bir darbedir.Onlar birbirimize vuracağımız kamçı olmamalı.bunu hiçbir çocuk hakketmez.Onların karşısında en azından iki arkadaş gibi görünmeliyiz.ufaksa sende kalmaları kanuni bir zorunluluk olsada,bendede kalabilmeli,istedikleri,özledikleri zaman gelmeleri kısıtlanmamalı.Baba olarak bende aynı evdeymiş gibi onarların her ihtiyacını görmeliyim.Ayakları üzerinde dikilebilinceye kadar hatta sonrasında bile arkalarında olmalıyım. Mademki evlilik müessesesini yürütecek kapasiteyi gösteremedik,o zaman bari bunu başaralım. Birbirimiz boşayabilir ama çocuklarımızı boşayamayız,boşatamayız.

En küçük devlet olacak olan ailemizin reisi adaletli,sabırlı,müşfik tebaası ise saygılı ,özverili ve sevgi dolu halini devamlı muhafaza etmesi dileği ile.......

 imza:                Ben                                 Sen                    

 

ocak 2004'de yazıldı

 1 DAKİKA

Ne kadar güzel ,muhteşem akıyordu su.Azametin içindeki harikulade güzelliğe baktı genç adam.Altmış metre yüksekten boğazın iki yanındaki insanlar minicik karıncalar gibi görünüyorlardı.O karanlık ve bulanık zihninde tüm bunlar karanlık bulutların ufacık deliğinden sızan güneş ışıkları gibiydi.Ama bu cılız ışık onun canına kıymasını  engelleyecekmiydi acaba. Sağ ve sol elin işaret ve baş parmakları korkuluklara tutunmuş kafası eğik aşağıya bakıyordu genç adam.Gözleri boş boş bakarken ruhu orada değil gibiydi.Hipnotize olmuş gibi o güzel manzaranın güzel etkisi sanki iki elini uzatmış tutuyordu onu. Hayata bağlayan dört kuvvetsiz parmak değil o iki eldi düşmesini engelleyen.Oraya gelinceye kadar suratındaki o donuk, kararlı  ifade ,o güzellikle belki de çok uzun yıllardır görmediği bu güzellik sayesinde frenlenmişti

-Hayır bitireceğim bu işi diye mırıldandı genç adam,bitmeli yeter artık,günler haftalar değil yıllardır dalga dalga gelen felaketler ,ihanetler,kalleşlikler bitirmişti onu.

Ölmek üzere olan birinin,hayatı gözlerinin önünden bir flim şeridi gibi aktığını duymuştu.Doğruymuş diye düşündü adam.Mutluluk nedir,nasıl olunur bu flim kareleri arasında bunlardan varmı diye düşündü.Yoktu yada çok kısa anlar vardı belleğe kazınamayacak kadar az ve değersiz.Acaba doyumsuzmuyum çok şeymi istiyorum diye mırıldandı.elimde ne var diye düşündü.Sağlıklıydı.Fiziği de düzgündü.Kimseye de bir kötülüğü dokunan bir insan değildi.Aklına birden bir ara konuştuğu o kör adam geldi.Onunla konuşurken nasıl yemek yediğini,nasıl tuvaletini yapıp temizlendiğini düşünmüştü. İçinden o zor durumda olmadığı için şükrettiğini hatırlıyordu.Bir günde yolda bacakları olmayan bir dilenciye para verirken bu duyguları yaşamıştı.Adam eline taktığı terliklerle mazlum mazlum bir köşede rızk bekliyordu.Günlerce nasıl şükretmiş ve o duruma düşmemek için Allah'a ne kadar çok dua etmişti.

Korkulukları tutan işaret ve baş parmaklarının yanına orta parmakta katılmıştı şimdi.İnançlı bir insandı.Birkaç gün önce intihar eden insanların fıkhı durumunu araştırmıştı.Cinayet hükmünde kabul ediyordu İslam.Allah'ın takdirine bir tür isyandı bu.Verdiklerine veya vermediklerine bir başkaldırı,bir reddetmeydi.Oysa hiç bir şey ilelebet değildi insan hayatında.ne kadar uzun sürerse sürsün,gece o şafağa yenilmeye mahkumdu.O karın bahar güneşi ile erimeye mahkum olduğu gibi. Cehennem ateşi o kadar çirkinlik,o kadar baskı,yalan,ihanet kalleşlikten daha mı kötüydü.Hiç olmazsa orda sadece ateş vardı.Kimseyle muhatap olmayacak hiçbir insandan kötülük görmeyecekti.Ona azap eden zebaniler bile ,bunu insanlar gibi bir menfaat ve açgözlülük uğruna değilde görevleri gereği yapacaklardı.Ama ateş değdiğinde  bile can yakan bu ateşe sonsuza kadar nasıl dayanacaktı.

 

Sonsuz;kelimesine takıldı birden zihni.Evet sonsuza kadar sürmeyecek dünya çileleri diye düşündü birden.nasıl olsa bitecek Aklına 'müminin eline diken batsa bu sıkıntı yüzünden bir günahı af olunur' hadisi geldi.Birden kaşları çatıldı.Öyle ya bu çilelere sabır ona hiç tahmin etmediği ve sonsuza kadar sürecek cennet nimetlerin kazandırabilirdi. İşaret ,orta, ve baş parmaklarının yanına yüzük parmağı da geldi.

Bosna ırak,Afganistan gibi ülkelerdeki halkın acıları,işgalci haydutlara karşı direnişleri geldi aklına ardından.Filistinde babasının kucağında vurulan çocuklar,göçmen kamplarında soğukta bir dilim ekmek sırasında tir tir titreyerek bekleşen insanlar geldi aklın O insanların çocukların,hayatlarını kurtarmak için çektikleri acıları,yoklukları düşündü.Dünyanın hemen her yerinde kapitalist güçler sömürülerine devam etmek için ot koparır gibi insanları biçtiklerini düşündü.Onlara değil destek ,dua etmede bile gevşek kaldığı aklına geldi.Bir müslümanın eksilmesi hatta bir kurşun masrafı bile yapmadan eksilmesi onları memnun edecekti mutlaka.Böyle ölme birdenbire kanına dokundu genç adamın Hayır hayır o güçlere direnmese de kendi canını bu kadar kolay teslim etmemeliydi.

Bu kadar kolay terk bir kaçıştı ricatdı.Kanına dokundu bu durum.Puslu bakan gözlere bir kartal bakışı gelmeye başlamıştı. Yüzük parmağının yanına küçük parmak da geldi,artık korkulukları tüm parmakları tutuyordu.O bunalım,o bezginlik o cinnet hali yavaş yavaş kayboluyordu.Karanlık ve bulanık zihninden bir parça giren  güneş ışığı,artık daha fazla giriyordu Daha güzeldi boğazın suyu artık.O devamlı gözlerimizin önünde olan Allah'ın sanatları bir ruhu daha kurtarmıştı.

Bir dakika ,evet tüm bunlar bir dakikada aktı zihnine genç adamın.Ama sanki bir saat gibiydi bu bir dakika.10 saniye süren ama sanki tüm gece sürmüş gibi sanılan bir rüya misali.

Birden birkaç elde yapıştı o bileklere;

-Gel yapma aslanım,her şey geçer,diyen eller.Tutup çıkardılar kenara su içirip,yüzünü yıkadılar.Ama gülümsüyordu adam artık.O bir dakikada ne yaşadığını kimse bilemezdi tabi,biraz korku biraz şaşkınlıkla bakıyordu insanlar.

-Teşekkür ederim,artık daha iyiyim dedi, atlattım,bir anlık cinnet di.

Herkes rahatlamıştı.En çok da O.

Evet can emanet ve bu emaneti kolay kolay teslim etmemek için daha birçok sebepde mevcutdur muhakkak.Ama en önemlisi o bileklere yapışan,O'nu bırakmayan bizleriz.Bana ne diyemeyiz hepimiz bir diğerimizden sorumluyuz.Yoksa halimize gülecek çok şeytan var.

Tutalım birbirimizi,birimiz kendini düşünmeden ,atmadan,hepimiz için......

Ocak2004

SEVMEK YETENEKTİR

Resim yapmayı denedindi hiç? güzel çizebiliyormusun,ya hiç gitar çaldın mı,flüt?piyano? yada keman?nasıl güzel nağmeler  çıkartabiliyormusun. Peki hangi sporu başarıyla yapıyorsun)yoksa matematiğinmi çok iyi ?şiir yazabiliyormusun?

Bunların hepsi bir insanda toplanmayan,farklı yeteneklerin farklı insanlarda olduğu meziyetlerdir.İnsandaki her beceri her kabiliyet Allah'ın birer nimet olarak verdiği gerçek kıymetlerdir.

Sevgi,kainattaki en kıymetli ve gerçek yetenektir.Evet sevmek yetenektir.herkes sevemez.Sevse bile sınırını bilemez,boğar. Yada göstermekten kaçınır.Onun sevgisine ihtiyacı olanların ihtiyacını göremez.Nedir bunun sınırı? sevebilmek nedir?Bu Allah vergisi yetenek nasıl yontulur,elmaslaşır?

Herkesin yaşadığı dönemdir bebeklik.O safça,masum gülücükleriyle savunmasız bir bebek.günahsız,kötü diyebileceğimiz hiç bir şeyin bulunmadığı o kısa dönem.hatırlayabildiğimiz dönemler ise en erken 2-3yaşlarında başlar.Bir annenin sıcak ve korumalı göğsünde hissedilebilen o güven duygusu.Babam herkesi döver ,evimizin muhafızı diye düşündüğümüz o yıllar.

Ve plağın tersi;

Göğsü bozulur diye yavrusundan sütünü esirgeyen bakımlı! bir kadın.Gezmesini engelliyor diye ikide bir bakıcıya, teslim edilen bir çocuk.İşi dışındaki vakti evine değil de kahve haneye veren bir baba.Hafta sonları maça kaçan,çocuğuyla değil de büyük adamlarla top koşturan bir baba. Aç bırakılan bir çocuk.Karnı tok ,gönlü aç yeni bir fert

Aşk;çok kuvvetli bir sevgi bazen kendi benliğini hiçe sayabilen,ölebilecek kadar çok sevmek.Gerçek bir yetenek.Birinin diğerinin gözünün içine bakıp,kırılmasın,hep mutlu edeyim diye çırpınan bir gönül.İki ayrı parçanın bir olabilme yeteneği.İki sarmaşığın birbirine sarılıp uzarken sanki tek bir dalmış gibi görünebilmesi.Sevdiğinin arzusunu,kendi arzusunun üstünde görebilmek. Yokluk da fedakarlık,üzüntüde,başını omzuna koyup sessiz desteğini hissettirmek.Yediğinden yedirmek, eğlencesinden eğlendirmek.

Plak yine dönsün;

 

Sert ilgisiz ol ki ,üstüne düşsün,yüz vermeye gelmez,astarını isterler,sevdiğimi gösterip kendimi zayıf düşüremem. İşte arızalı bir fikir çorbası,yeteneksiz egolarına yenik bir beyin.Ya karşındaki gerçekten öyleyse.benim yeteneklerimi sergilemem yazık olmazmı diye düşünüyorsan?

-Evet yazık olur,Ne kadar güzel olursa olsun,uzaklaş ondan.Çünkü 1yıl 3yıl 5yıl sonrada olsa o harlı ateşin normale döndüğünde (ki bu kadar yıl'ada kalmaz) o kalacak posa senin 5-10-40yılını mutsuz geçirmene sebep olacak.Bırak onu seni hakketmiyor. Kendin gibi yetenekli birini bekle.Bulamıyorsan korkma.O kıymetli sevme yeteneğini hiç heba etme.Onu hak edene ver.Kıymetini bilene ver.Sen çok kıymetlisin.Evet sevebiliyorsan sen kıymetlisin.O muhteşem yetenek sana bahşedilmiş.Maskesi güzel ve alımlı ama içinde iskeletten başka bir şey olmayan o kıymetsiz varlığı derhal ve acımadan terk et.Kısa bir mahzunluk,uzun bir pişmanlıktan yeğdir.

Sevmek yetenektir.Bu bazen bir kedide gösterir kendini,bazen sevimli bir çocuk da bazen güzel bir manzarada.İzle muhakkak görürsün o yeteneği.Sevgi yeteneğinin yapmacık olanı hemen fark edilir.Gözlerin kısılması,gözlerinin içinin gülmesi ve en önemli belirti olan ;şefkat.Evet şefkat sevginin gerçek hamurudur,özüdür.Seven şefkat de duyar.Şefkat duyabilende sever.

Elini tuttuğunda elini sıkması,sarıldığında sarılması,o güzel yeteneğin olduğuna dair birer numunedir.

Sevginin en az olduğu bir çağdayız.Putlaştırılmış madde her şeyin başı görüle para,tüketim hastalığı,arzusu, şehveti ,sevgiyi yok eden arzular içerisinde en önemlileri.Sevgi ,bu karanlıklar içinde parlayan ateş böcekleri gibi ,adeta karanlık bir çağın nadir ve yetersiz parlamaları.

Birde üstüne emperyalizmin etkisinde kalmış eğitim politikaları.İnsanı sadece maddi gözle gören eğitmenler yöneticiler. İşte tüm bunlar bu güzel yeteneği körelten nedenler.

Her şeye rağmen bu güzel yeteneğe sahip biri gerçekten çok kıymetli çok değerli bir insandır.Öyle ya değerlerini maddeyle değişmeyen kaç insan var ki?

Eğer sevebiliyorsan korkma.Çevrendeki insanlar buna layık olmayabilir.Yalnız kalabilirsin.Ama katı kalpli biri olmaktansa yumuşak ve şefkatli biri olmak yalnızda kalsan daha yeğdir.

VE o nadir yeteneklerden birini bulursan sakın bırakma.Allah hepimizin bu güzel yeteneğini arttırsın.

Ocak 2004

ÇOK DEĞERLİ

-En değerli şeyin nedir?Ne en çok değerli senin için,yaşamınmı,namusunmu,güzel bir yuvamı,çok paranın olmasımı, sözünmü ,anne baban mı,evladınmı, bir olabileceğin bir aşkının olmasımı,diye sordu adam yanındaki sevdiğine

-Aslında zor bir soru olduğu kadarda kolay bir cevabı var dedi genç kadın,Bunların hepsi önemli biri diğerine üstün gelmezki diye devam etti

-Peki hepsine sahip olamazsan nasıl bir sıralama yaparsın diye devam etti adam.

Biraz düşündü kadın ve bir sıralama yaptı

Herkesin bir sıralaması vardır bu dünyada,hep de olmuştur.Bu yüzyıllar içerisinde yaşadığı toplumun özelliklerine dini inancına ve ruh gücüne göre hep değişmiştir.Ama genel ahlaki ve insani değerler açısından ise hala aynıdır.Bu yüzyılda yaşıyoruz.Hangi çağda yaşıyoruz diyenlere de bir cevap olsun;Biz şu an insanlık tarihinin en kötü en medeniyetsiz, ve en acımasız karanlık çağında yaşıyoruz. Eskiden kılıç kılıca mert olan meydana çıkarken şimdi en korkak ve aşağılık olanlar bile bir düğmeye basarak binlerce insanı katledebiliyor,yüzlerce metreden çocukları vurabiliyor ve dünyanın bir yanda acı açlık tecavüz ölüm kan varken yanındaki bir ülkede insanlar plajlarda çırılçıplak keyif içinde umursamaz bir biçimde yaşıyor.İşte karanlık çağların en karanlığının yaşandığı 20.ve 21. yüzyılları yaşıyoruz. Bu karanlık çağdaki insanlarında tercihleri bu aşağılık ortamlara uygun maalesef.Çok kolay adam harcamalar para için yenilen haklar, yapılan haksızlıklar.Tabiki hiç bir hak yemeyi karşılıksız bırakmıyor Allah.İstisnasınız, belki aynı günde değil ama illa cevabı alınıyor.Alınmıyorsa sen bundan kork çünkü 'Biz onlara dünyadan istedikleri kadar verir sonrada cehennemdeki yerini hazırlarız' İsra suresi

Nedir cehennem : Bir kasa içine girin kapısını kapatsınlar ve sıkışık bir biçimde 1saat kalın.Kalamazsınız ve çok acı çekersiniz.Bu işkenceyi kullananlar olduğunuda bilin.Peki bunun altında birde ateş yakın (birkaç dakika bile dayanamaz acılar içinde ölümü beklersiniz. Ama cehennemde ölüm yok.İnsanlara Allah'ın sınırlarını tanımadan eziyet eden hak yiyen göz ardı eden herkes bu ve daha bilinmeyen sayısız azaplarla ölümsüzlüğü yaşayacak.Sokan yılanlar böcekler cabası.Dahada kötüsü manevi acılar.Kaçan dünya fırsatına, keşkelerle geçen milyonlarca yıl.Hüzün vb. herşey

Bunlara inanmıyor musun ;O zaman Allah'ın meydan okumasına cevap ver: Tüm insan ve cinleri toplayın Bu kurandan bir surenin hatta ayetin bir benzerini yazın.Tabiki ayetdeki bu meydan okumayı 1400yıldır hiçbir alim profesör cevap veremedi,veremezde.

Birde bir karıncayı yapın,imal edin programlayın ve bu canlı olsun.

Evet örnekler çok.Kısacası inan veya inanma evren saatine göre 3,5dakika yaşa ve gör(Aklı gözünde olanlara....)

Şimdi yukarıdaki sıralamayı tekrar yapabilirsin

Bir sohbet şeklinde yaptığı konuşmayı dikkatle dinliyordu kadın,Doğruydu söyledikleri.Peki neydi onu tutan neydi engelleyen, şeytanmı nefsimi,çevresimi,yaşadığı alışkanlıklarmı bunlardan kopamamakmı,yapmaktan utanmakmı.Evet bunca düzgün yaşayan,Allaha isyandan kaçan ,ahlaklı bir yaşamı sürdürmeye çalışanlar, cennete sonsuz güzelliğe kavuşurken o yapmadığı halde kendine cennetden yermi parsellemiş kesin bir sözmü almıştı Allah'tan.Sadece Allaha inanmak yetecekmiydi.Bende müslümanım demekle cennete kavuşavericek 'senin yüzüsuyu hürmetine bu kainatı yarattım' dediği o güzel insana(a.s) ve dostlarıyla ,bir mekanda sonsuza kadar yaşayabilecekmiydi. Herşey bu kadar kolaymıydı.

-Gel dedi adam elini tutarak genç kadının,gel ne olursan ol gene gel,herşeyi temizleyen tövbenle gel.Sonsuz ,100yıla göre kıyas dahi edilemeyen,herşeyin her lezzetin ,güvenliğin, huzurun olduğu bu mekana gel.Sadece derin bir nefes al ve imtihanını başar.......

Bir test siz olsanız ne yaparsınız :)

  1. Hadi ya daha gencim ölüme yakın yaşlanınca yaparız işte derken içinizdende; Bu adam bana lazım değil,en kısa zamanda şuut ..
  2. Haklısın aşkım senle sonsuza kadar bunları yaşamak istiyorum benim elimi hiç bırakma benim elimi buradada oradada tut bırakma
  3. Tamam canım evlenince yaparız (içinden ;Boşver bir evde kalmakdan kurtulalımda ben onu idare ederim)
  4. Yollarımız kafamız uymuyor.sana iyi günler.Bende kendime uygun birini bulurum nasıl olsa.

SONUÇ

  1. Adam kurtuldu
  2. Dünyada cenneti yaşamaya başladın.
  3. Bari çocuk yapmayında nasıl olsa boşalanılacak,bari çocuğa yazık olmaya
  4. Adam daha iyi kurtuldu sana yazık oldu,cehennemi seçtin ama farkında bile değilsin,ama yinede mertçe baştan söyledin bu güzel (Ancak teslim( islam'ın türkçe karşılığı teslimdir) dışında huzur,güven adalet yok,ne kadar arasada insanlık bulamayacak, bulamadıda, sende bulamayacaksın bunu)

İşte ömür boyunca insanaın önüne  bir belki iki kere gelen bir kavşak bir seçim.Herkese kolay gelsin

7Ağustos2006

HER ŞERDE BİR HAYIR VARDIR

Cenabı Hak Azrail (a.s)'a birgün sormuş ;

-En çok kimin canını alırken zorlandın,müteessir oldun

-Denizin ortasında evladıyla yalnız kalan bir annenin ,çocuğunu o tahta parçası üzerinde yalnız bırakıp,canını alırken çok müteessir oldum ya Rabbi demiş Azrail,

-Peki en çok kimin canını alırken sevinç duydun

-O zalim sultanın canını alırken yarabbi

-İşte o canını aldığın sultan o tahta parçası üzerinde yanlız bıraktığın çocuktu................

'Sizin hayır sandığınızda bir şer ,Şer sandığınızda bir hayır olabilir Allah bilir siz bilemezsiniz' Bu ayettede Rabbimizin açıkça ilan ettiği gibi istediğimiz birşey olmadığında üzülmek dövünmek bu kadar manasızdır.Eğer hayırlısı diye dua edip istediysek,bize bu sonuca teslim olmak düşer.Bazen hayra ulaşmak için şer'den geçmek onu yaşamak gerekir.Ama sonuç hayır olabilir.En güzel hayır ise yanmamak yemyeşil mekanlarda,sorunsuz emniyet içinde sonsuza kadar yaşamaktır.Çünkü bu dünyadaki herşeyin bir sonu vardır.Ama ahiretin yoktur.

Bu denemenin başlangıcı bukadar.Şimdi sıra sizde,gerisini ,hayatınızdaki bu örneklerle siz yazacaksınız BEK-Lİ-YO-RUZ (26.Ag.2006)

--............................   ..  .

From: <vadimdeki_yapraklar@hotmail.com>

 DOSTLUKLAR

Dostluklar
Sizin dostluklariniz hangi gruba giriyor?

Yuzyuze dostluklar vardir;
Gunesle ayciceginin dostlugu, boyle bir dostluktur mesela.

Aycicegi sabahtan aksama kadar hic ayiramaz yuzunu gunesten...

Uzak dostluklar vardir;
Denizlerin ortasindaki bir adayla, daglarin arasindaki bir gol, birbirlerinin uzak dostlaridir.
Dostluklarini gunduz kuslarla, gece yildizlarla iletirler birbirlerine...

Sessiz dostluklar vardir;

Dilsiz bir adamla, duymayan bir baska adamin elleri arasinda sessiz bir dostluk olusur.
Herseyden konusur sessizce bu eller...

Zorunlu dostluklar vardir;
Pazar ile Pazartesinin dostlugu gibi. Pazar agir bir gundur, Pazartesi hizli bir gun...

Ayak uyduramazlar birbirlerine. Ama dost olmak, yanyana durmak zorundadirlar...

Uzun dostluklar vardir;
Ikindi gunesinin altinda uzayan golgeler birbirlerine kavusurlar ve
uzun boylu bir dostluk olusur aralarinda...

Gunun birinde olen dostluklar vardir;
Bir bahce icindeki ahsap ev ile yanibasinda duran ceviz agacinin dostlugu gibi...

Bir gün kocaman elli adamlar ve kocaman govdeli makineler o bahceye girip de,
[bir süre sonra evin ve ceviz agacinin yerinde asik suratli binalar yukseldigi zaman olen dostluklar...]

Vakitsiz dostluklar vardir;
Bir pecete, bir kagit mendil vakitsizce dostu oluverir gozlerimizin...
Ya da ayrilirken verilen bir dal karanfil ellerimize o anda gelen dostluktur...

Bakimsiz dostluklar vardir bir de...
Zaten var, zaten dostuz deyip yillarca bir telefonun, bir kac cumlelik mektubun bile cok goruldugu dostluklar...

HIC BIR DOSTLUGUN BAKIMSIZ KALMAMASI DILEGIYLE...

 

Anasayfa