|
İZMİR FUARI MAĞAZASI kelepiremlak35
|
İzmir Sanal Fuarı
Mağazası |
İzmir Fuarı İzmir Fuarı İzmir Fuarı İzmir Fuarı İzmir Fuarı İzmir Fuarı İzmir Fuarı İzmir Fuarı |
|
TARİHE GEÇMİŞ MUHTEŞEM ŞAHSİYETLER
|
Yunus
Emre'nin Hayatı
Ve Kişiliği
|
|
Yaşamına ilişkin bilgiler sınırlı. Doğum yeri bilinmiyor. 13'üncü yüzyılın ortalarına doğru Moğal istilası ve Selçuklu Devleti'nin yıkıldığı dönemde yaşadığı sanılıyor. Bu dönemin sarsıntı ve acıları Yunus'un eserlerinde derin izler bıraktı. Babasının adı İsmail. Medrese eğitimi gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. İran ve Yunan mitolojisiyle, tasavvuf tarihini inceledi. Hacı Bektaş ya da Sinan Ata'nın halifesi Taptuk Emre'nin dergahında hizmet etti. Taptuk Emre'nin düşüncelerini yaymak için Anadolu'yu dolaştı. Eskişehir Sarıköy, Manisa Buna ve Emreköy, Erzurum Dutçu Köyü, Isparta Keçiborlu ve Karaman'da adına yapılmış mezarlar var. Ama nerede öldüğü ve gömüldüğü kesin belli değil. Tasavvuf yorumunu benimseyen Yunus Emre'nin keskin bir gözlem gücü, derin bir hoşgörü anlayışı var. Şiirlerini hece ölçüyle yazdı. Ama aruz denemelerine de yer verdi. Hece ölçüseyle yazdığı dörtlüklerin yanısıra yine hece ile beyitler ve gazeller de yazdı. Dili arı Türkçe değil. Yer yer Arapça ve Farsça tamlamalar kullandı. Sağlığında düzenlediği divanı bulunamadı. Günümüzdeki divanları derlemedir. 1904'te birinci, 1924'te ikinci basımları yapılan Divan-ı Aşık Yunus Emre'nin yanısıra Burhan Toprak ve Abdülbaki Gölpınarlı'nın derleyip yayınladığı Yunus Emre divanları var.
Yûnus Emre’nin bir hayli uzun ömür sürmüş
olduğu, Karamanlı olduğu,
Horasan’dan gelen İsmail Hacı Cemaati
mensuplarından bulunduğu ve Karamanoğlu İbrahim
Beğ’den bir yer satın aldığı hususlarında tarihi
vesikalar mevcuttur.[Faruk K. Timurtaş, Yunus
Emre Divanı]Yûnus Emre'yle ilgili bütün kaynak
ve belgelerde, atalarının Horasan'dan gelerek
Karaman'a yerleştiği ve Yunus Emre'nin
Karaman'da yaşadığı açıkça
belirtilmektedir.Başbakanlık arşivi 63 sayıda
kayıtlı ve H. 924/ Miladi 1518 yılında
Yavuz Sultan Selim Han adına
Karaman Eyaleti Vakıflarını içine alan
defterin 2354, sahifesinden, Yunus’un bağlı
bulunduğu aile reisi İsmail Hacının Horasan’dan
cemaati ile Larende’ye (Karaman) gelerek burada
yerleşip, yurt edindiği öğrenilmektedir. Bu
belgelerde adı geçen Hacı İsmail Köyü’nü yine
adı geçen Hacı İsmail kurmuştur. Bu köyün yeri
Karaman’a 29 km uzaklıktadır. Yine ikinci belge
İsmail Hacının ve torunlarının da adı geçen
belgeden öğrenildiğine göre Yunus Emre,
Karamanoğlu İbrahim Bey’den YERCE adındaki yeri
satın almıştır. Kendisi ölünce de mülkü
çocuklarına geçmiştir. İsmail Hacı topluluğunun
Vakıfnamelere, mülknamelere geçmeyen otlak ve
benzeri yerlerini Kemal Paşazade (1468-1534)
bulmuş ve defterine geçmiştir. Yunus Emre’nin
İsmail Hacı soyundan olduğunu gösteren bu
belgelerdeki yerleri, ünlü tarihçi İbrahim Hakkı
Konyalı uzun süre çalışarak bulmuş ve belgelerle
uygunluğunu belirlemiştir. 500 yıl önceden gelen
bu belgedeki adı geçen yerler bugün de aynı
adlarla anılmaktadır.Yine başka bir belgede
(Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü eski kayıtlar
arşivi yeni 584, eski 254) Konya Evkafının
H.992/M.1584 tarihli yazısında Larende'deki(Karaman)
Yunus Emre’nin zaviyesinden söz eden bölümünde
Yunus Emre’nin babasının adının, İsmail olduğu
bildirilmektedir. Kayıt şöyle : Vakf-ı Zaviye-i
Yunus Emre İbn-i İsmail Meşhur bi Kirişçi baba
der nefs-i Larende”
Karamanoğulları tarihini içine alan Şikari tarihinde, Yunus Emre ile ilgili ve Yunus Emre’nin Karaman’da olduğunu bildiren bölümler mevcuttur. Ünlü Seyyah Evliya Çelebi, 1648 yılında Karaman’a gelmiş, camileri, türbeleri, ilginç yerleri dolaşmış, buralara ait tarihi bilgileri Seyahatname isimli kitabına(9. cilt) koymuştur. İşte, Evliya Çelebi’nin gördüğü yerlerden birisi de Yunus Emre’nin türbesidir. Evliya Çelebi şöyle diyor : “Kirişçi Baba Camiinde, Yunus Emre Hazretleri Merkadı (Mezarı) bulunmaktadır. Anın Türkice tasavvufune ebyat-u eş’arı, ilahiyatı meşhur-i afaktır.” C.9 Yûnus Emre Camii Karamanoğulları dönemine ait Karaman Merkez Kirişçi Mahallesinde, kesme taştan, merkezi kubbeli bir yapıdır.Son cemaat yerinde dört sütun üzerinde, ortada oval, yanlar da yuvarlak kubbeler vardır.Kubbeye, içten dört köşede yarımşar kubbe ile geçilir. Stelaktitli alçı mihrabı, geometrik süs, kıvrık dal motifi ve nesih yazı ile dekore edilmiştir.Merkezi kubbenin sağında, iki kemer açıklıklı dikdörtgen planındaki zikir yerine, buradan da Yûnus Emre'ye ait türbeye geçilir.Daha önce bir çok onarımla orjinalliği bozulan cami, 1994 yılında aslına uygun olarak yeniden restore edilmiştir.Yûnus Emre Türbesi Karaman Merkez Kirişçi Mahallesinde Yunus Emre Cami bitişiğindedir. Türbenin cami içine iki, batıya da bir penceresi açılır. Türbe Yûnus Emre Tekkesi ile birlikte Karaman oğlu devrinde yapılmıştır. Tamamen kesme taşla yapılmış, üzeri beşik tonoz örtülüdür. Türbenin içinde tahtadan işlemesiz olarak yapılmış 4 sanduka vardır. Kapıya göre sonda olan sanduka Yûnus Emre'ye, 2. sanduka Tapduk Emre'ye, 3. sanduka Yûnus Emre'nin oğluna, 4. sanduka da kızına aittir. Umumiyetle onun hakkında bilinenler, muhtelif
menkıbeler ve şiirlerindeki ipuçlarından
ibarettir.
Bektâşi menâkıbnâme (velayetname)lerinde
Yûnus’un
Sivrihisar yakınında
Sarıköyde doğduğu ve orada öldüğü zikr
edilmekte ise de, bu husus bir rivayetten
ileriye gidememektedir. Son zamanlarda bulunan
bir vesikada Yûnus Emir Beğ adlı bir şahsın
Sarıköy’deki çiftliğini zaviyesine vakf ettiği
kayıt edilmektedir. Eski yazıda “emir” ve “emre”
kelimelerinin yazılışı birbirine benzemekle
beraber, isimde Beğ kelimesinin de kullanılması
ve “Emir” “Beğ” sıfatlarının tarikat
mensuplarına verilmesi mû’tad olan sıfatlardan
olmayıp mülkî bir sıfat olması, bu şahsın Yûnus
Emre olamayacağını göstermektedir. Prof.Dr.İ.Hulusi
GÜNGÖR Yunus Emre’nin Karaman ve Sarıköy ile
ilgili hangi belgelerde, adının nasıl geçtiği
hakkındaki devlet arşivlerine dayanan
araştırmasında Karaman'ın haklılığı üzerinde
durmuştur.
Yunus Emre'nin dedelerinin Horasan'dan göçerek Anadolu'da ilk yerleştikleri Tekke adlı yerde bulunan İsmail Hacı Tekkesi, mezarı ve çevresi Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 2006 yılında gönderdiği 434 Milyar TL’lik ödenekle 2006 yılı içerisinde restore edilmiş ve Yunus Emre'nin atalarına ait bu yer de bilim dünyasına kazandırılmıştır.Bu restorasyon için 12 Mayıs 2006 tarihinde Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre'yi Anma Etkinlikleri çerçevesinde bir de tören düzenlenmiştir. Yûnus Emre’nin hayatı ve yaşadığı çağ
hakkında bilinen hususlardan biri, Risalet-ün-Nushiyye|Risâletü’n-Nushiyye]]
adlı eserini H. 707/ M. 1307-1308 târihinde
yazmış olmasıdır. Eserin sonunda şu beyit
bulunmaktadır: Süleymaniye Kütüphanesi Yunus Emre Divanı el
yazması nüshalarından biri olan Karaman
nüshasında beyit şu şekilde kayıt edilmiştir. Eserini olgun ve ilerlemiş bir yaşta yazdığı anlaşılan Yûnus Emre, son zamanlarda bir mecmuada bulunan kayda göre H. 720/M. 1302-1321 târihinde vefat etmiştir. “ Vefat-ı Yûnus emre, sene 720, müddet-i ömr 82 ” Bu sözlerden H. 638/M.1240-1241 yılında doğduğu ortaya çıkmaktadır.
Bu beyitte adı geçen Hoca Ahmed Fakîh “ Carhname ” adlı eserin de sahibidir ve Yûnus’un doğumundan 20 yıl önce 1221’de (H.618) vefât etmiştir. Yûnus’un şiirlerinde Geyikli Baba ve Seydi
Balum’un adları da geçmektedir:
Yûnus’un kınadığı Geyikli Baba,
Osman Gazi (1299-1326) ve
Orhan Gazi (1326-1359) devirlerinde yaşamış,
garip halleriyle ilgi uyandırmış bir şeyhtir.
Seyyid Balum (Balum Sultan), muhtemelen
Germiyan Oğullarından bir beydir ve Geyikli
Babanın müridlerindendir. Yûnus’un çağdaş olarak
bahsettiği bu kimselerin yaşadığı devir, XIII.
yüzyılın ikinci yarısıyla, XIV. Yüzyılın ilk
yarısıdır. Yûnus’un kendisi de XIII. Yüzyılın
ikinci yarısında ve XIV.Yüzyılın başında
yaşamıştır. Bu târih
Selçukluların sonu ile Osman Gazi
devirlerine rastlamaktadır.
Âşık Paşazâde, Yûnus’u Orhan Gazi devrinde
yaşamış gösterir ise de, doğru değildir.
Taşköprü-zâde’nin Yûnus’un
Yıldırım Bâyezıd (1389-1402) devrinde
yaşadığını kayd etmesi de, tabiatıyla gerçeğe
uymamaktadır. Yûnus Emre’nin şiirlerinden düzgün
bir tahsil gördüğü,
Arapça ve
Farsçayı, İslâmî ilimleri,
İslâm târihini kısacası devrinin bütün
ilimlerini iyice bildiği anlaşılmaktadır. O
devirde en önemli ve meşhûr ilim ve kültür
merkezi Larende(Karaman) olduğuna göre(Hz.Mevlana
bile ikamet için
Anadolu şehirleri içerisinde
Larende'yi(Karaman) tercih etmiş,en verimli yedi
yılını burada geçirmiş daha sonra Selçuklu
Sultanının ısrarına dayanamayarak Konya'ya
intikal etmiştir.)Yûnus büyük ihtimalle
tahsîlini Karaman’da yapmıştır. Yûnus’un Mevlânâ
ile görüşmediği Mevlana'nın vefatından bir süre
sonra
Konya'ya uğradığı ve Türbesinin yapımında
bulunduğu rivayet edilir. O'nun “ safâ
nazarından ” feyz aldığını, semâ‘ meclislerinde
bulunduğunu aşağıya aldığımız beyitler açıkça
ortaya koymaktadır. Yûnus’un şu beyitlerinde de
Konya’nın adı geçmektedir:
Yûnus Emre Dîvânı’nında
Moğolların Anadolu’yu istila etmelerinin
izleri de görülmektedir:
Yûnus’un birçok şehirleri ve illeri dolaştığı
hususunda da şiirleri ip ucu vermektedir:
Yûnus Emre’nin Yukaru-İlleri (Azerbaycan ve İran); Anadolu şehirlerini, Şam (Suriye İllerini) ne maksatla dolaştığı belli değildir. Belki tahsil için, belki büyük ilim ve gönül adamlarını ziyaret maksadıyla, belki bir aşk hicranı dolayısıyla bu seferleri ihtiyar etmiştir. Belki de bu saydığı yerlere hiç gitmemiştir, bunlar gitmeği arzuladığı diyarlardır. Yûnus’un uzun bir ömür sürdüğü şiirlerinden
de anlaşılmaktadır:
Evlenmiş olduğunu ise şu beyit
göstermektedir:
...şiirinin ozelliği... Halk şairliğinin yanısıra dili, düşünceleri, işlediği konularla Anadolu'da gelişen Türk edebiyatının en büyük adlarından sayılan Yûnus Emre, yalnız halk ve tekke şiirini değil, divan şiirini de etkiledi, yaşarlığını çağlar boyu sürdürdü. Hece ve aruzla yazdığı şiirlerinde sevgiyi temel aldı. Tasavvufla, İslam düşüncesiyle beslenen dizelerinde insanın kendisiyle, nesnelerle, Allah'la ilişkilerini işledi, ölüm, doğum, yaşama bağlılık, İlahi adalet, insan sevgisi gibi konuları ele aldı. Çağına hâkim olan düşünüş biçimini ve kültürü konuşulan dille, yalın akıcı bir söyleyişle dile getirdi; kendinden önce yetişmiş İran ozanlarının, çağdaşlarının yapıtlarında geçen kavramlara yeni bir öz, yeni bir deyiş kattı. Bu yanıyla tasavvuf düşüncesini zenginleştirdi, kendi adına bağlanan tekke şiirinin Anadolu'daki ilk temsilcilerindendir. Türbesi [değiştir]Meşhur seyyah Evliya Çelebi,
Seyahatnamesi'nde Karaman'a gelişinden bahisle
"Kirişçi Baba Caminde Yunus Emre Hazretleri
merkadi (mezarı) bulunmaktadır. "Anın Türkice
tasavvufane ebyat-ı eş'arı, ilahiyatı meshur-i
afak'tır." diyerek Yunus Emre'nin türbesi,
tekkesi ve zaviyesinden bahsetmektedir. Yunus
Emre Camii Karamanoğulları dönemine ait Karaman
Merkez Kirişçi Mahallesinde, kesme taştan,
merkezi kubbeli bir yapıdır.Son cemaat yerinde
dört sütun üzerinde, ortada oval, yanlar da
yuvarlak kubbeler vardır.Kubbeye, içten dört
köşede yarımşar kubbe ile geçilir.Stelaktitli
alçı mihrabı, geometrik süs, kıvrık dal motifi
ve nesih yazı ile dekore edilmiştir.Merkezi
kubbenin sağında, iki kemer açıklıklı dikdörtgen
planındaki zikir yerine, buradan da Yunus
Emre'ye ait türbeye geçilir.Daha önce bir çok
onarımla orjinalliği bozulan cami, 1994 yılında
aslına uygun olarak yeniden restore
edilmiştir.Yunus Emre Türbesi Karaman Merkez
Kirişçi Mahallesinde Yunus Emre Cami
bitişiğindedir. Türbenin cami içine iki, batıya
da bir penceresi açılır. Türbe Yunus Emre
Tekkesi ile birlikte Karaman oğlu devrinde
yapılmıştır. Tamamen kesme taşla yapılmış, üzeri
beşik tonoz örtülüdür. Türbenin içinde tahtadan
işlemesiz olarak yapılmış 4 sanduka vardır.
Kapıya göre sonda olan sanduka Yunus Emre'ye, 2.
sanduka Tapduk Emre'ye, 3. sanduka Yunus
Emre'nin oğluna, 4. sanduka da kızına aittir. Eserleri [değiştir]Divanı [değiştir]Yunus Emre'nin şiirleri bu Divanda toplanmıştır. Şiirler aruz ölçüsüyle ve hece ölçüsüyle yazılmıştır. Risaletü'n - Nushiyye [değiştir]1307'de yazıldığı sanılmaktadır. Eser, mesnevi tarzında yazılmıştır ve 573 beyitten oluşmaktadır. Eser; dinî, tasavvufî, ahlakî bir kitaptır. "Öğütler kitabı" anlamına gelmektedir.
AH NİDEYİM ÖMRÜM SENİ Yok yere geçirdim günü Geldim ve geçtim bilmedim Hayrım şerim yazılacak Gidip geri gelmiyesin Hani sana güvendiğim Miskin Yunus gideceksin ******************************************* ŞOL CENNETİN IRMAKLARI Şol cennetin ırmakları Aydan aydındır yüzleri Yunus Emre var yarına ******************************************* İLİM KENDİN BİLMEKTİR İlim ilim bilmektir Okumaktan murat ne Okudum bildim deme Dört kitabın ma'nisi Yiğirmi dokuz hece Yunus Emre der hoca
|