Efsaneye göre, Eskiden
insanlar tuz ihtiyacını, Göl yazı belde sınırları
içinde bulunan Hewşiye Husiye Cane yaylasının
önündeki küçük gölden karşılıyorlarmış...Tanrı
insanların bir daha tuzsuz kalmamaları için o dönem
tatlı su gölü olan tuz gölünü tuza dönüştürmüş...
Efsane, bundan yüz
yıllar önce, su an bizim saz dediğimiz bölgede yani
avsi dumme nin biraz ilerisinde olan GAVUR OREN de
geçmektedir.
Dönemin kralı, erkek
çocuk sahibi olamaz, erkek çocukları hep ölü doğar.
Kral artik çaresiz üç kızını büyütmektedir. Gün
olur, devran olur, kızlar büyür. Kral da artık
yaşlanır, tahtına kimi bırakacağını düşünür. Erkek
çocuğu olmadığı için, kızlarını evlendireceği
erkeklerden birini tahtına getirmeyi düşünür. Ama
hangi kızının kocası ile?
Kral bir gün kızlarını huzuruna davet eder. Her bir
kızına şu soruyu sorar: ‘beni ne kadar
seviyorsunuz?’ der;
Büyük kızı:
‘benim güzel babam seni altın ve mücevher kadar
seviyorum’ der...
Ortanca kızı;
‘benim güzel babam, seni bu ülkeden daha çok
seviyorum’ der...
Küçük kızı;
‘benim güzel babam seni tuzun verdiği tat kadar
seviyorum” der...
Bunu duyan baba öfkelenir, tahtından öfkeyle kalkar,
ve askerlere kızını uzak diyarlara sürgün etmelerini
emreder...
Aylar sonra Kral, büyük kızını evlendirir ve
kocasını tahtına oturtur.
Kral erkek torun beklerken, ülkesi kıtlık felaketi
ile karşı karşıya gelir:
tabiat ana, Tuz gölünü kurutur. Yer yüzünde herkes
tuzsuzluktan kıvranır; Tanrılara adaklar adanır,
kurbanlar kesilir..Yıllar geçer. Kıtlık kendisini
iyice hissettirir insanlar üzerinde.
Kral, yediği yemeklerden tat almamaktadır, ve bir
dirhem tuz getirene servetinin yarısını vereceğini
söyler.
Aylar geçer. Yıllar geçer. Kral, bir zamanlar
kendisini tuz kadar sevdiği kızına yapmış olduğu
kötülüğü anlar, ve kendisinden nefret eder. Kral,
kızını bulmaları için ülkenin dört bir ta rafına
haber salar. Aylar sonra kızı bulunur ve krala
getirilir. Kral, kızını en sevdiği erkekle
evlendirir, ve kırk gün kırk gece düğün yaptırılır.
Ardından Kral tanrıdan af diler, kurbanlar adar ve
ülkesinin insanları eskisi gibi bolluk içinde
yaşamlarını sürdürürler...