Tek
sesli ama önce dört, sonra
iki, sonra üç ayaklı,
yeryüzünde ya da gökyüzünde
ya da denizde bundan daha
değişken bir şey yoktur. Bu
şey ayakları üzerine
kalktığında gücü en zayıf,
yürüyüşü en yavaştır.
SFENKS'İN OİDİPUS'A SORDUĞU
BİLMECE.Sfenksle en çok ilişkilendirilen bilmece, Yunan efsanesinde Oidipus'un çözdüğüdür. Ancak el-Gize'deki piramitlerin yanında duran ve kötü ruhlu Yunan sfenksinin uzaktan akrabası olan Büyük Sfenks'i saran muammaların sayısı Oidipus'a sorulan bilmeceyi çocuk oyuncağı bırakacak kadar çok daha fazladır. Sfenks ne zaman yapılmıştır? Kim, kimin için yapmıştır? İçinde ya da altında gizli odalar var mıdır? Bu soruların muhtemel cevapları, arkeoloji, eski tarih ve jeoloji karışımı içindedir.
(Solda) Gize'deki Vadi Tapınağı'nda yer alan Kefren heykeli. Bu firavun, büyük olasılıkla Sfenks'i yaratan kişidir. Sfenks'in başı yapılırken firavunun başı örnek alınmıştır. (Sağda) Sfenks'in Kefren piramidinin Vadi Tapınağı yanındaki yerini gösteren el-Gize krokisi.
SFENKS NEDİR?
Eski Yunanlılar sfenks
kelimesinin "boğmak" (Sphingein)
anlamına gelen kelimeden
türetildiğini sanmışlarsa
da, gerçek kökeninin Mısır
dilindeki shesep ankh
("yaşayan görüntü") olması
daha muhtemeldir. Bu deyim
heykeller için ve zaman
zaman da Büyük Sfenks için
kullanılmıştır.
Mısır'da sfenksler
genellikle aslan (güneş
tanrıyla özdeşleşmiş bir
simgedir) gövdeli ve
çoğunlukla kraliyet başlığı
giymiş insan başlı olarak
yapılmıştır. Aslanın ve
insanın birleşmesinin,
kralın güneş tanrısı Ra ile
birleşmesini simgelediği
kabul edilmektedir. Mısır
sfenksleri ile Yunan
karşıtları arasındaki önemli
bir fark, en eski Mısır
sfenkslerinin hep erkek
olmalarıdır. Orta Krallık
döneminde ise ilk kanatlı
sfenksler yapılmaya
başlanmıştır.
BÜYÜK SFENKS'İN TARİHÇESİ
Kefren piramitinin (İÖ
yaklaşık 2500) geçidi
yanında bulunan Büyük Sfenks
73 metre uzunluğunda ve 20
metre yüksekliğindedir.
Taşocağından kalan bir kaya
tepesinden yontulmuştur ve
sık sık üzeri temizlenip
açığa çıkarılmışsa da,
genelde hemen hemen tümüyle
kumlar altında kalmıştır.
Sfenksle aynı taştan
yapılma, tamamlanmamış bir
tapınak, 4. Hanedan
zamanında (İÖ yaklaşık
2575-2465) anıtın önünde
inşa edilmiştir. Bunun
güneşin üç biçimi olan
sabahları Khepri'ye,
öğlenleri Re'ye, ve
akşamları Atum'a tapınmak
için yapıldığı
anlaşılmaktadır. (Bu
senaryo, yukarıda verilen
Yunan mitolojisinin sfenks
bilmecesinde anlatılan
insanın üç çağına şaşırtıcı
bir paralellik
göstermektedir.)
Yeni Krallıkla Sfenks, belki
de gömülü Sfenks'in ufuktan
doğan dev bir hükümdarın
başına benzediği için
Horemakhet ("Ufuktaki Horus")
ile özdeşleştirilmişti.
Sfenksin üstünü örtmüş
kumdan en ünlü temizlenişi,
IV. Thutmosis (İÖ yaklaşık
1400) tarafından Sfenks'in
tam önüne dikilen "Rüya
Kitabesinde kayıtlıdır.
Burada genç prense
rüyasında, eğer Sfenks'i
örten kumlardan kurtarırsa,
bir sonraki kral olacağına
söz verildiği yazılıdır.
Daha 18. Hanedan'dan
başlayarak (İÖ yaklaşık
1550-1307), Sfenks kireçtaşı
ile giydirilerek onarılmaya
başlanmış ve ayakları
arasına ayakta duran bir
hükümdar heykeli eklenmişti.
Son yıllarda, burnunu
yüzyıllar önce kaybeden
heykelin giderek yıkılması
konusundaki kaygılar
artmıştır.
Sfenks'in kayıp sakalının
parçalan Giovanni Bat-tısta
Caviglia ve daha sonraki
kazıcılar tarafından toprak
altından çıkarılmıştır.
Sakalın parçalarından
parçalar, British Museum ile
Kahire'deki Mısır Müzesi'nde
sergilenmektedir. Yakın
zamanlarda erozyon ve
yükselen yer suları bir
sorun olmuştur ve bölge,
bilim adamları tarafından
heykelin çürümesinin
nedenlerini tespit etmek
üzere yakın bir ekolojik
incelemeye alınmıştır.
SFENKS KAÇ YAŞINDADIR?
Sfenksin çevresi 4. Hanedan
hükümdar piramitleri ve
kraliyet memurlarının
mastaba-mezarlarıyla sarılı
olduğundan, onun da aynı
tarihte yapılmış olacağı
varsayılmıştır. Auguste
Mariette'in 1853'te,
yakınlardaki 4. Hanedan
hükümdarı Kefren'in Vadi
Tapınağı'nı ortaya
çıkarması, heykelin
yaratıcısının o firavun ve
Sfenks başının onun yüzü
olduğu iddialarının ortaya
atılmasına neden oldu.
18. Hanedan Rüya
Kitabesi'ndeki yazıda
Kefren'e bir atıfta
bulunulmuş olabilir. Sfenks
başının çeşitli unsurları,
başlığı ve genel fizyonomisi
4. Hanedanın kraliyet
heykelleriyle kıyaslanabilir
şeylerdir.
Ancak arkeoloji ve sanat
tarihine dayanan bu
inandırıcı tarih belirleme
kanıtları, 1992'de Amerikalı
jeolog Robert Schoch'un,
Sfenks kayası ile çevresinin
4. Hanedan'dan en az 2500
yıl önce yağmur suları
nedeniyle erozyona uğramış
olduğunu gösteren kanıtlar
bulduğunu söylemesiyle
geçici bir süre sarsılmıştı.
Schoch bu erozyonun
Sfenks'in gövdesi
yontulduktan sonra
gerçekleştiğini söylemiş,
sonra böyle bir şeyi
yaratacak yağmurların ancak
Neolitik Dönem'de, ÎÖ 7000
ile 5000 yılları arasında
gerçekleşebileceğini ve
üçüncü olarak da heykel ile
tapınağının iki aşamada
yapıldığını iddia etmişti.
Sanat tarihi açısından başın
daha genç olmasına da bir 4.
Hanedan hükümdarı tarafından
yaptırıldığı ya da yeniden
yontulduğu açıklamasını
getirmiştir.
Sfenks'in geleneksel
Mısırbilim tarihlemesine
destek, başka bir Amerikan
jeologu olan James
Harrell'den gelmiştir.
Harrell, erozyonun Nil'in
taşan sularının getirdiği
ıslak kumlarla
oluşabileceğini ve ayrıca
arazinin topograf isinin,
yağmur sularının Sfenks'e
doğru akmasına neden
olacağını, böylece Eski
Krallık zamanındaki
yağışların Schoch'un
gözlemlediği erozyon
etkilerini yaratabileceğini
iddia etmiştir.
1980'li yıllarda Sfenks'in
gayet zahmetli bir iş olan
fotogrametrik bir taramasını
yapmış olan Mark Lehner,
Schoch'un iddialarının
bazılarını ve bu arada
Sfenks'in ve tapınakların
iki aşamada inşa edildiği
iddiasını reddetmiş, bunun
eski Mısırlıların bilinen
inşaat yöntemlerine tümüyle
aykırı olacağını
belirtmiştir.
Sfenks'in batı ucundaki bir
bölmede tipik bir 4. Hanedan
çömleği ile üzerinde bakır
izleri olan taş çekiçler
bulunmuştur. Bundan da, İÖ
4. binyıldan önce Mısır' da
bulunmayan bu tür aletlerin
anıtı yontmak için
kullanıldığı sonucu
çıkarılmıştır. Bunun dışında
4. Hanedan çömleklerinin
bulunduğu katmanın hemen
üstünde, tamamlanmamış
Sfenks tapınağı için
hazırlanmış büyük bir taş
blok bulunmuştur.
Lehner, son olarak Kefren
piramitinden çıkarılan büyük
boyutlu çok sayıda heykelin
de, Sfenks'in yaratıcısının
o olduğunu gösterdiğini
iddia etmektedir.
SFENKS'İN İÇİNDE GİZLİ
ODALAR VAR MI?
Orta Çağdan başlayarak
Sfenks'in altındaki gizli
odalar hakkında hikâyeler
anlatılmaya başlanmıştır.
İki Arap yazarı (el-Makrizi
ve el-Hüdai) Sfenks'in
altında her biri üç
piramitten birine giden üç
geçidin bulunduğu bir odayı
tarif etmişlerdir.
Bu hikâyeleri duyan ilk
Avrupalı gezginlerden
Johannes Helferich (1579),
başa kadar giden bir tünel
olduğunu anlatınca, eski
rahiplerin, tapınanları bu
yolla Sfenks'in sözlü
kehanetlerde bulunduğuna
inandırdıkları söylenmiştir.
Ancak Helferich'in
anlatımına eşlik eden tahta
basmadaki çizimde Sfenks'in
sanki Yunan Sfenks'inin
dişisiymiş gibi memeli
olarak gösterilmesi bu
gezginin güvenilirliğini
zedelemiştir.
Caviglia (1816), Gaston
Maspero (1881-1914), Emile
Baraize (1926-34) ve Selim
Hasan'ın (1936-8) arkeolojik
araştırmaları, Sfenks'in ne
altında ne de tapınaklarında
gizli odalar olmadığını
ortaya çıkarmıştı. Heykel
ile gizli bilgilerin
bulunduğu toprak altında
gömülü bir oda arasında
ilişki 1930'larda Amerikalı
medyum Edgar Cayce
tarafından bir kere daha
ortaya atıldı.
Cayce, Atlantis'in
bilgeliğinin Sfenksle
ilişkili bir yeraltı
belgeler salonuna
yerleştirildiğini ve bunun
20. yüzyılda yeniden
keşfinin büyük bir felaket
getireceğini iddia etmişti.
1977-8 ve 1992-3'te yapılan
dirençlilik araştırmalarında
Sfenks civarında
anormallikler (belki de
boşluklar nedeniyle elektrik
direncinde oynamalar) ortaya
çıkmışsa da, daha sonraki
elektromanyetik taramalarda
bu anormalliklerin doğal
çatlaklar ve boşluklar
olduğu ortaya çıkmıştır.
Mark Lehner'in Sfenks
araştırmaları, çeşitli
inşaat aşamalarının ve
heykelin eski ve çağdaş
restorasyonlarının daha
kapsamlı olarak
anlaşılmasını sağlamıştır.
Lehner, Sfenks'le ilişkili
üç geçit olduğunu
saptamıştır. Bunlardan biri,
başın hemen arkasına, boynun
üst kısmına Albay Richard
Vyse tarafından 19. yüzyılda
delinmiş küçük bir baca
deliğidir. Diğer ikisinin
tarihleri bilinmemektedir ve
bunlarda herhangi bir insan
yapısı eşyaya ya da yazıta,
rastlanılmamıştır.
Böylece kanıtlar Sfenks'in
ne Neolitik bir anıt ne de
Atlantis'le ilgili bir dosya
dolabı olmadığını
göstermiştir. Ancak onun
neden ve kimin kim için
yaptırdığı ile Eski Krallık
kayıtlarında neden bir kayda
rastlamadığımız muammalarını
çözene kadar Mısır
heykellerinin bu en büyüğünü
saran esrar havası devam
edecektir.
Eski Yunan'da sfenks İÖ 1600
dolayında ortaya çıktı.
Yunanistan'a sfenks Asya'dan
gelmişti ama görünümü daha
değişikti. İÖ 1200'den sonra
400 yıl boyunca
Yunanistan'da hiçbir yerde
rastlanmayan sfenksler,
Asya'da, Tunç Çağı'ndakilere
benzer biçim ve pozlarda
varlıklarını sürdürdü.
8. yüzyıl sonunda sfenks
kavramı, Eski Yunan
sanatında yeniden ortaya
çıktı ve 6. yüzyılın sonuna
değin yaygınlığını korudu.
Çoğu zaman doğu özellikleri
taşıyan bu sfenkslerin doğu
kaynaklı olduğu açıktı, Tunç
Çağı'ndakilerin devamı
olamazdı.