|
Selahaddin-i Eyubi, Azerbaycan'ın Duvin kasabasında
yaşayan, Hezbani Kürtlerindendir. Sonradan Irak'a
göç eden Ravâdiye Kürt aşireti, Irak'ın Tikrit
kasabasına yerleşir. Miladi 12.yy’ın başlarında
Selahaddin-i Kürdi’nin dedesi Şazi başkanlığında
Irak’ta Selçuklu Emirlerinden Behruz'un hizmetine
girerler. Eyyubi ailesi, Selçuklu Sultanı Muhammed
Tapar zamanında Irak'a göç etmişti. Selahaddin-i
Kurdi'nin dedesi Şazi ibn Mervan Pers sarayında
yüksek rütbeye, Selçuklu prenslerinin özel
öğretmenliğine yükselir ve Bağdat şehrinin
valiliğine getirilir. Şazi'nin oğlu Necmeddin Eyyub
de Tikrit'e vali tayin edilir.
Selahaddin-i Kurdi babası Eyyub ibn Şazi ibn Mervan
el Kürdi'nin Tikrit valiliği sırasında Miladi 1138
yılında dünyaya gelmiştir. Asıl ismi Yusuf’tur,
Selahaddin adını sonradan alır. Salah-ad-din "dinin
onuru" anlamına gelir.
Bir müddet sonra Selçukluların Musul emiri İmadeddin
Zengi, Tikrit'i muhasarası sırasında, Selahaddin'in
babası Necmeddin Eyyub ile amcası Şirkuh , zor bir
anında Selçuklu emiri İmadeddin Zengi'ye yardımları
dokunur. Daha sonra kazaen Selahaddin'in amcası
Şirkuh'un Selçuklu emiri Behruz'un bir adamını
öldürmesi ve bazı tatsızlıkların çıkmasıyla araları
açılır ve Tikrit'ten çıkarlar. Bunun üzerine
Necmeddin Eyyub oğlu Selahaddin ve kardeşi Şirkuh
ile beraber Musul'a İmadeddin Zengi’nin hizmetine
girerler. İmadeddin Zengi de Necmeddin Eyyub'u
Baalbek valiliğine atar. Kardeşi Şirkuh'u da onun
hizmetine vermiştir.
Selahaddin'i Eyyubi El-Kurdi'nin çocukluğunun en
güzel yılları burada geçer. O, bu yıllarını ilim
tahsil etmek, ata binmek, silah kullanmak, kılıç
sallamak, yönetim usullerini öğrenmekle geçirmiştir.
Eyyub ve Şirkuh, daha sonra Selçuklu emiri Nurettin
Mahmut Zenginin hizmetine girip Dımaşk'a
yerleşirler. Necmeddin Eyyub kısa zamanda Dımaşk'ın
en ileri gelen emirleri arasında yer alır.
Selahaddin-i Kurdi de cihad ruhunu ve sorumluluk
duygusunu Dımaşk'ta kazanır. Nurettin Mahmut
Zenginin giriştiği fetihlerde Eyyubi ailesinin büyük
katkıları olmuştur.
Selahaddin-i Kurdi o yıllarda ilimle uğraşıp bundan
büyük bir zevk alırdı. Onun için alimlerle bir arada
olmak, kitap okumak, ilmi sohbetleri dinlemek kadar
güzel bir şey yoktu. Selahaddin’in devlet
kademelerindeki ilk hizmeti de Dımaşk Şurta emirliği
görevi idi. Bu görevi sırasında şehirdeki her türlü
kötülüğü azaltmış ve özellikle hırsızların kökünü
kazımıştı. Selahaddin-i Kurdi hangi işe el atmışsa o
işi en güzel şekilde hakkını vererek yapmıştır. Bu
da onun ileriki yıllarda çok büyük başarılar elde
etmesini sağlamıştır.
Mısır Fâtımî veziri Şaver ibn Mucîr es-Sa'di rakibi
olan diğer vezir Dırgam ibn Âmir el-Lahmî ile
aralarındaki anlaşmazlıktan ötürü Selçuklu emiri
Nureddin Zengi'den yardım talebinde bulunurlar.
Bunun üzerine Nurettin Zengi, Şirkuh'u komutan,
Selahaddin'i de Şirkuh'a yardımcı olarak kendisini
temsilen Mısır'a gönderir. Selahaddin bu seferde
savaş sanatındaki dehasını ve büyük maharetlerini
ortaya koymuştur. Şirkuh ve yeğeni Selahaddin
Mısır’da çok büyük kahramanlıklar gösterirler. Mısır
veziri Şaver'e destek olup rakibi Dırgam'ı mağlup
etmesine yardımcı olurlar.
Bu olaydan sonra Mısır veziri Şaver, Şirkuh ve
Selahaddin'in Mısır'a hakim olmasından endişelenerek
Kudüs Kralı Amaury'dan yardım ister. Gerek Haçlılar,
gerekse Nureddin Zengi için Mısır'ı ele geçirmek en
büyük istekleriydi. Selahaddin, askerlerin düşmanın
çokluğu karşısında çekindiklerini görünce, onlara
cihadın ne demek olduğunu şu sözlerle anlattı:
"Madem ki ölümden korkuyoruz, neden evlerimizde
oturup da eş ve çocuklarımızla zevk ve eğlence
içinde rahatça yaşamaya bakmıyoruz. Bizim görevimiz
karşımızdaki düşmanın azlığı veya çokluğuna bakmak
ve ona göre savaşıp savaşmamaya karar vermek
değildir. Bizim görevimiz onlarla Allah'ın adı yüce
olsun diye sonuna kadar savaşmaktır". Bu sözler
askere büyük etki yaptı. Kahramanca savaştılar ve
Haçlıları püskürtüp geri çekilmelerini sağladılar.
Haçlıların geri çekilmesi ile Selahaddin göstermiş
olduğu büyük başarılarla halkın üzerinde büyük etki
bırakmıştı. Bu durumu kendi aleyhine olarak düşünen
Mısır Veziri Şaver, Selahaddin ve Şirkuh' a karşı
suikast hazırlattı. Bu durumdan haberdar olan
Selahaddin ve Şirkuh Fatımi Halifesini haberdar
eder. Fatımi halifesi de vezir Şaver'in daha evvel
de yapmış olduğu bir çok hatalardan dolayı onun ölüm
emrini vererek Şirkuh'u onun yerine vali tayin eder.
Valilik görevinde iki ay gibi kısa bir süre kalan
Şirkuh vefat etmiştir. Fatımi hükümdarı el- Adıd
kimi vezir edineceği konusunda düşünmeye başlar.
Nureddin Mahmut Zengi'nin Mısır daki ileri gelen
kumandanları ordunun başına kimi getireceklerini
tartışırlar. Bir çok bilgin Fatımi hükümdarı el-Adıd'ı
ikna ederek Selahaddin'i bu göreve tayin ettirip,
arkasından vezirlik görevine gelmesini sağladılar.
Selahaddin bu göreve atandığı vakit henüz 32
yaşındaydı.
Selahaddin-i Kurdi, çocuklarına ve kumandanlarına
durmadan Allah korkusunu anlatır; O’nun emirlerine
uymalarını, yasaklarından kaçınmalarını, zulümden
uzak durmalarını ve adaletle hükmetmelerini tavsiye
eder dururdu. Selahaddin’in Allah'la olan bağları
çok kuvvetliydi. Yaptığı her işi Allah'ın rızasını
gözeterek yapar ve Allah'tan başka hiçbir güçten
korkmadığı için savaştan savaşa gitmekten
çekinmezdi.
Selahaddini-i Kurdi’nin ordudaki başarıları ve
askerlerin ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmesi,
hepsinin arasında adaletle hükmetmesi, hiçbir ayrım
gözetmemesi, askerlerinin de ona karşı son derece
bağlı kalmasını sağlıyordu. Selahaddin’in Mısır'ı
büyük bir inançla savunması, Fatımilere bağlı ve Şia
mezhebine mensup olan halkın Şii-Sünni ayırımını
asgariye indirmiş ve iki Müslüman kitle arasında ki
düşmanlığın ve dargınlığın yavaş yavaş silinmesine
ön ayak olmuştur. Her iki tarafı aynı safta Dimyat
ve Gazze savaşında Haçlı-Bizanslılara karşı
beraberce omuz omuza savaştırmıştır.
Fatımi Halifesi el-Adıd 13 Eylül 1171 yılında vefat
edince onun ölümüyle 272 yıl süren Fatımi Devleti
tarihe karışmış oldu. Selahaddin Cuma günü Mısır da
Abbasi Halifesi Mustazi 'bi Emrillah adına hutbe
okutturdu. Fatımilerin son Halifesinin ölümüyle
yıllardır birikmiş olan mal ve paralarla dolu
hazineye el koyan Selahaddin, tek bir kuruşuna el
sürmeden hepsini halka ve askerlere dağıttı.
Nureddin Zengi’nin de vefatıyla Selahaddin el- Kurdi,
İslam Dünyasının önde gelen büyük devlet adamları
arasına girer. O günkü İslam Dünyası param parça
olmuştu ve Haçlılar bu fırsatı kaçırmak
istemiyorlardı. Selahaddin-i Kürdi ise Müslümanları
bir arada toplamak için elinden geleni yapıyordu.
Mısır, Kuzey Afrika, Yemen, El-Cezire ve Kürt
ülkesine sahip olunca onları tek bir sancak ve tek
bir otorite altında topladığından dolayı Abbasi
Halifesi Selahaddin-i Kürdiye şükranlarını ve
memnuniyetlerini bildirmişti.
Selahaddin’i Eyyubi Kürt tarihinde önemli bir yere
sahiptir. Üstün zekası, komuta yeteneği, taktik
zenginliğiyle Eyyubi devletinin en yetenekli
yöneticisidir. Ayrıca imanı ve onuru ile şanlı bir
geçmişi bulunmaktadır. Bir Kürt evladı olarak ümmeti
bir araya getirme, birlik beraberliği sağlamak için
bir yaşam mücadelesi vermiştir. Kendilerine son
derece güvenen Haçlılar Selahadin-i Kurdi’ye güç
yetirememişlerdir. Selahaddin-i Kurdi, Kudüs
Krallığı üzerine arka arkaya 3 saldırı düzenler.
Haçlıların Kızıl Denize açılan tek limanı olan
Eğle'yi hakimiyeti altına alır.
Selahaddin-i Kurdi, Mısır ve Suriye'nin tek bir
yönetim altında toplanmasını sağlamak ve özellikle
İslam Birliğini gerçekleştirmek için çalışır. Bu
sırada Abbasi Halifesi kendisine Mısır ve Suriye
Hükümdarı ünvanını verir. O günden sonra Mısır ve
Suriye hükümdarı ile adına para bastırmış, hutbe
okutmuş ve bağımsız bir hükümdar olarak bütün bu
bölgede yeni bir devlet kurmuştur. Tarihte "
Eyyubiler Devleti " olarak bilinen bu devletin en
önemli özelliği; Haçlılara karşı giriştiği amansız
mücadeleler ve Kudüs'ü Haçlıların işgalinden
kurtarması olmuştur.
Selahaddin-i Kurdi Şam bölgesinde ki Dımaşk, Halep,
Hama, Humus, Baalbek, Menbiç, Azzaz şehirlerini
tamamen hakimiyetine aldığı gibi Mısır, Libya,
Sudan'ın kuzeyi ve Yemen'i de devletinin sınırları
içine almıştı. Selahaddin-i Kurdi her türlü
engellemelere rağmen 1183'te kardeşi el-Adid'i
görevlendirerek Dımaşk'ta oluşacak bir İslam birliği
konferansına İslam Emirlerini davet eder.Çünkü
Selahaddin-i Kurdi Haçlıların birleşerek İslam
ülkelerine yapmış oldukları saldırılarda Kudüs'ü ele
geçirmiş olduklarını görmüştü. Bu durumda İslam
ülkelerini de ancak birleşip iman gücüyle hareket
ederek başarılı olacaklarını biliyordu.
2 Ekim 1187 de Selahaddin-i Kurdi Kudüs'ü haçlıların
elinden kurtarmak için İslam birliğinde yer alan
ülkeleri de çağırarak büyük bir ordu ile Haçlılarla
amansız bir mücadeleye girişir. Sonunda Kudüs
özgürlüğüne kavuşur ve Selahaddin-i Kurdi Haçlıları
mağlup eder. Bu yenilgiyi bir türlü kabul edemeyen
Haçlılar bu defa ikinci kez Kudüs'e saldırı
düzenlemişlerdir. Avrupa'nın en büyük devletleri
olan İngiltere, Almanya ve Fransa kralı bu sefere
katılmış ve büyük ordular hazırlayıp İslam Diyarını
yeniden işgal etmek ve Kudüs'ü yeniden müslümanların
elinden almak için adeta Avrupa'yı ayağa
kaldırmışlardır. Diğer taraftan Müslümanlar da
mübarek belde olan Kudüs'ü Haçlılara bırakmaya hiçte
niyetli değillerdi. Bunda da Selahaddin-i Kurdi'nin
büyük emeği olmuştur. Özellikle Cuma günlerinde
hutbeler okuyarak halkın coşkusunu taze tutmuştur.
Allah'a daha çok yakınlaşmak için bu savaşın
yapılması gerektiğini söylemiştir. Müslümanların
sert ve çetin direnişiyle karşılaşan haçlı orduları
geri püskürtülmüştür. Bir türlü Selahaddin-i
Kurdi'yle başa çıkamayan Avrupa ülkeleri, 2 Eylül
1192 günü İngiliz Kralıyla 5 yıllık Remle barış
anlaşmasını imzalamışlardır.
Selahaddin-i Kurdi sonraki yıllarda Kudüs'ün imar
işleriyle uğraşmıştır. Onun döneminde Şam ve Kâhire
olmak üzere çeşitli kentlerde bir çok medrese, cami,
vakıf ve diğer bayındırlık eserleri yapılmıştı.
Ayrıca onun döneminde pek çok Kürt yazar, şair,
bilim adamı ve aydın yetişmiştir. Sina yarım
adasında bir kale inşa ettirmişti. Kaleye bitişik
olarak iki mescit ve bir su sarnıçı yaptırıp,
kapısına takvasını gösteren güzel bir hitabe
yazdırmıştır. İskenderiye, Kahire Dımaşk Halep,
Meyafarqin, Musul ve Elcezire de sayısız cami ve
mescid imar ettirmiştir.
Remle barış anlaşmasından sonra 4 Kasım 1192 de
Dımaşk'a gitmiş, bir yıl sonra malarya veya menenjit
hastalığına yakalanıp 4 Mart 1193 yılında sabaha
karşı Allah'ın rahmetine kavuşur. Öldüğünde 57
yaşında idi, 17 erkek ve bir kız çocuğu vardı.
Selahaddin-i Kurdi ana dili Kürtçe'nin dışında
Arapça, Farsça,ve Türkçe biliyordu.Savaştan savaşa
koşmasına rağmen asla namazı geciktirmemiş, vakit
girdiği anda at sırtında yolda gidiyorken bile hemen
iner ve namazını kılardı. Sünnetleri bile asla ihmal
etmezdi. Gece namazına kalkmazsa sabah namazından
evvel nafile namaz kılardı. Kuran'ı hıfz etmiş bir
hafızdı. Tarih bilgisinde de kendisini geliştirmeyi
ihmal etmemiştir. Zamanının en güçlü alimlerinden
İslam hukukunu okumuştu. Spor yapmayı ve çevgan
oynamayı çok severdi. |