şehri
yakınlarında tam
olarak Nil
Deltası’nın
tabanına
yerleştirilmiştir.
Mısır astronomi
bilgini Mahmut
Bey, Keops’un
binlerce yıl
önce dolanımının
en yüksek
noktasına varmış
Sirius yıldızı
ışınlarının
piramidin güney
tarafı üzerine
diklemesine
düştüğü bir
devrede inşa
edilmiş olduğunu
söyler.Piramidin
yapım planında
sık sık
karşımıza çıkan
286,1022 sayısı
anahtar sayı
olarak kabul
edilir, çünkü bu
sayı güneş ve
yıldız yılının
değerini, güneş
ile yeryüzü
arasındaki
uzaklığı,
yeryüzü ile
yörüngesi
arasındaki
ilişkiye göre
yerçekimi
kanununu ve
yeryüzü
yörüngesinin
merkezkaç
değişimlerinin
sınırlarını
belirlemeye
olanak
sağlamaktadır.
Görüleceği üzere
Piramit gerçek
bir geometri ve
ölçü
harikasıdır.
Birçok bilim
adamı ve yazar
Giza’daki Keops
Piramidi’nin
bugünkü bilim
bilgileri ve
makinelerle bile
yapılamayacağını
ısrarla
söylemektedirler.
Büyük Piramit,
hiçbir zaman
anlaşılmamış
olan bir
tekniğin ve
dehanın gözle
görülür
tanıklığını
yapmaktadır.
Peki Keops
Piramidi’nin
yüksekliğinin
bir milyara
çarpımının
yaklaşık olarak
güneşle dünyamız
arasındaki
uzaklığı vermesi
bir rastlantı
mıdır? Piramidin
üstünden geçen
meridyenin
karaları ve
denizleri tam
eşit iki parçaya
bölmesi bir
rastlantı mıdır?
Taban
çevresinin,
yüksekliğin iki
katına
bölünmesinin Pi
sayısını vermesi
bir rastlantı
mıdır? Piramitte
dünya ağırlığını
gösteren
hesapların
bulunması bir
rastlantı mıdır?
Piramidin
kurulduğu
kayalık alanın
büyük bir özen
ve doğrulukla
düzeltilmiş
olması bir
rastlantı mıdır?
Bugünkü
teknoloji ile
yapılamayacak
bir şeyi, eski
Mısırlılar basit
teknoloji ve
sade aletleriyle
nasıl yaptılar?
Mısırlılara
dünya-dışı zeka,
‘dışardan
yardım’ mı
geldi? Yoksa bu
yapılar Dünya
dışı
Ziyaretçiler
tarafından mı
yapıldı.
Büyük Piramit (
Khufu, Keops )
dünya
karalarının tam
ortasında
bulunmaktadır.
İnşası sırasında
böyle dev bir
yapının dünya
karalar
topluluğunun tam
merkezine
oturtulması için
, yörenin ,
hatta dünyanın
uzaydan görülmüş
olması
gerekirdi. Bu
bakımdan ya
uzaylılar ya da
uzaylıların
yetiştirdiği
kimseler
tarafından inşa
edilmiştir.
Araplar, Büyük
Piramidin
“Uzaydan Gelen
Ruhlar “
tarafından inşa
edildiğine
inanırlar.
Her ne kadar
okullarımızda
okutulan tarih
kitaplarında
hala mezar anıt
olarak yazılıysa
da , Büyük
Piramidin
Firavun mezarı
olarak
yapıldığıyla
ilgili bilgi ,
geçerliliğini
gün geçtikçe
yitirmektedir.
Onun yerine onun
bir inisiyasyon
merkezi hatta
güç elde etmekte
kullanılan bir
enerji üretici
olarak yapıldığı
konusundaki
bilgiler gün
geçtikçe güç
kazanmaktadır.
Çok değişik
alşimik
çalışmaların
yapıldığı ve bu
çalışma ve
denemeler için
gerekli
enerjinin
üretildiği bir
jeneratör olarak
yapıldığı daha
kuvvetli
olasılık halinde
karşımızda
bulunmaktadır.
Gerek bilinen
ölçüleri,
gerekse
biçimiyle büyük
Piramit ve
ötekiler ,
mezardan çok bir
güç üretici
olarak yapılmış
olabileceklerini
düşündürmektedir.
Böyle olunca da
böyle bir
yapının inşa
bilgisinin
kaynağı Raymond
Drake’in
belirttiği gibi
ya uzaylılardır
ya da onların
öğretisinden
yararlanmış
seçkin
kişilerdir.
Ruhsal
yetenekleri
gelişmiş
kişilerin ifade
ettiklerine göre
, Büyük Piramit
manyetik güç
yayımını hala
devam
ettirmektedir.
C.H. Williamson
‘un “Other
Tongues ,
OtherFlesh “ (
Başka Diller ,
Başka Bedenler )
isimli eserinde
belirttiğine
göre , dünya
dışı kökenli
insanlar yapıyı
meydana getiren
çok iri taşları
antigravitasyon
ya da sonik
yöntemlerle
ilgili bilgileri
uygulayarak
yerleştirmişlerdi.
Belki de bu
insanlar aynı
güçleri kendi
uzay araçlarını
hareket
ettirmede de
kullanıyorlardı.
Keops Piramidi
ya da Büyük
Piramit ,
Kahire'nin
16.km. kadar
batısındadır.
Taban yüzeyi
yaklaşık 53.000
m2’lik bir alanı
kaplar. Orijinal
yüksekliğinin
146 ile 148 m.
arasında olduğu
tahmin edilir.
İnşa edildiği
dönemde üzerinde
bulunması
gereken Kapak
Taşı’nın artık
olmaması
nedeniyle
şimdiki
yüksekliği 137
metre kadardır.
Yapılan
hesaplara göre
Büyük Piramit
İngiltere’de Hz.
İsa’dan bu yana
inşa edilmiş
olan tüm
katedral ,
kilise ve
şapellerden daha
fazla taş
kütlesine
sahiptir.

Keops
Piramidinin
yapımında
2.600.000 adedi
aşkın granit ve
kireçtaşı blok
kullanılmıştır.
Blokların
ağırlığı 2
tondan 70 tona
kadar değişir.
Santimetrenin
40’da birine
kadar bir
hassasiyetle
kesilen bloklar
o kadar hassas
bir şekilde
birleştirilmiştir
ki ,
aralarındaki
derzlerin
açıklığı hiç bir
zaman
santimetrenin 20
de birini aşmaz.
Arap
tarihçisi Abu
Zeyd el Balkhy.
Eski bir yazılı
kaynağa
dayanarak Büyük
Piramidin “
Çalgı
Takımyıldızı (Lyra
) Yengeç
burcundayken ,
yani hicretten 2
kere 36.000 yıl
önce “ inşa
edildiğini
yazar. Bu da
yaklaşık olarak
günümüzden
73.000 yıl
öncesine denk
gelir. Ayrıca
piramit üzerinde
yapılan
Karbon-14 tarih
belirleme
çalışmaları da
yine MÖ. 71.000
yılını
göstermektedir.
Kefren Piramidi
de Büyük
Piramidin hemen
yanında
yükselir.
Yüksekliği
ilkinden biraz
daha azdır.
Ancak daha
yüksek bir taban
üzerinde inşa
edildiğinden
Büyük Piramitten
daha yüksekmiş
gibi görünür.
Taban kenarı 216
metredir.
Mikerinos
Piramidi ise ,
70 metrelik
yüksekliği ve
108 metreyi
bulan taban
kenarı ile
diğerlerinin
yanında çok
küçük
kalmaktadır.
Giza düzlüğünde
yer alan bu üç
piramidin önemli
ortak
özellikleri
vardır Şöyle
sıralayalım :
Yapıların
yüzleri yere 52
derecelik açı
yapar.
Giriş yerleri
kuzey yüzlerinde
açılmıştır ve
giriş geçitleri
yerle 26
derecelik bir
açı yapar. Bu
doğrultudan gök
kutbuna
bakarlar.
Bu gün için
astronomi ve
matematik
sayesinde
çözülebilen
karmaşık bir
mimari yapıya
sahip piramitler
hakkında şöyle
bir örnek fikir
verebilir:
52 derecelik açı
, piramitlerin
inşaatçıları
için “dairenin
kare haline
getirilmesine
ilişkin Kutsal
Geometri
probleminin
çözümünü
sağlayan bir
unsur olmuştur.
Bu eğimde , yani
51 derece 52
dakikalık bir
açıda yapılmış
bir piramidin
yüksekliği ile
tabandaki çevre
uzunluğu
arasındaki oran
, bir dairenin
yarıçapı ile
çevresi
arasındaki orana
eşittir. Bu oran
½ değerindedir.
Sonuçta Gize
piramitlerinin
inşasında pi =
3.1415 değerinin
kullanılmış
olması günümüz
bilim
adamlarının
şaşırtıcı
bulduğu bir
gerçektir.
Eski Mısır’ın
D.D
uygarlıklarla
kurdukları
bilimsel,
sanatsal ve
kültürel bağları
örneklerken
üzerinde durmak
istediğimiz konu
Piramitlerin
mimari,
arkeolojik ve
matematiksel
yönlerinden çok
, kozmik
anlamları. Bu
nedenle şimdi
birazda Giza
Piramitlerini
okült açıdan
inceleyelim.
Teozofist A.P.
Sinnett, Büyük
piramidin
yapımıyla ilgili
şunları
söylüyordu:
“ Keops
Piramidinin
yapımında
kullanılan
taşların
manipülasyonu,
ancak ve ancak ,
daha sonraları
insanların
yitirdikleri
belirli bir doğa
bilgisinin bu
işte kullanılmış
olmasıyla
açıklanabilir.
Doğanın
gizemiyle ilgili
o bilginin Veli
bekçileri , ağır
cisimlerin fiili
ağırlığını
istedikleri gibi
değiştirebilecek
şekilde maddenin
çekimini kontrol
edebilirler ve
daima da
edebilmişlerdir."
"Dev yapılar
mimarisinin
harikaları işte
böyle açıklanır.
Piramitlerin
yapımını yöneten
üstatlar ,
kullanılan
taşları kısmen
levite etmek
şekliyle bu
işlemi
kolaylaştırmışlardı.
Majik asalar...
Üstatlara eski
çağlarda ,
doğanın
kudretini açığa
çıkaran
anahtarlar
teslim edilirdi.
Gizli kelimeler
ve vibrasyonel
motor... Dalga
boyları ve dev
granit blokların
levitasyonu.”
Okültist Annie
Besant ise şöyle
diyordu:
“ Mısır’daki
taşlar ne sırf
kas kuvvetiyle,
ne de modern
teknolojiyi aşan
hünerli cihazlar
kullanılarak
dikilmişti. Bu
taşlar ,
dünyasal
manyetizmin
güçlerini
anlayan ve
kontrol edebilen
kişilerce
dikilmişti.
Neticede ,
taşlar
ağırlığını
kaybediyor ve
tek bir parmağın
temasıyla
yönetilmek
suretiyle havada
yüzerek,
belirlenen
yerlerine
oturuyorlardı.”
Annie Besant “
Dünyasal
manyetizmanın
güçlerini
anlayan ve
kontrol edebilen
“ kişilerden söz
ederken acaba
kimleri
kastediyordu?...
Çağlar boyunca
sırlarını hiçbir
uygarlığa
açmadan ,
günümüze kadar
gelen piramitler
, dünya bilim ve
teknolojisini
aşan bir teknik,
mimari bilginin
ürünüdürler. Bu
bilgi D.D
kaynaktan gelmiş
ve hala dünya
bilim adamları
tarafından
çözülememiş
olabilir mi ?
Çok eski
efsanelerde
piramit
inşasında
kullanılan
“majik
çubuklardan söz
edilir. Bu
çubuklarla
belirli bir
dalga boyunda
olmak üzere ,
önceden tespit
edilmiş bir
vibrasyonel ses
tonu
oluşturulabiliyordu.
Walter Owen 1947
yılında sesin
ezoterik
kullanımı
hakkında şunları
yazmıştı: “ Ses
herkesin
düşünemeyeceği
türden imkanlar
taşıyan bir
kudrettir. Ve bu
kudretin
kullanımı ,
kadim ermişlerin
bildikleri ,
fakat günümüzün
emekleyen
biliminin
yitirdiği ve ya
karşısına geçip
dudak büktüğü
bir bilimdir.
Kozmosun çevresi
ve dokusu ses
kudreti
sayesinde ayakta
durmaktadır ve
yine ses kudreti
sayesinde
çözülerek yok
edilebilir.
Mısırlı rahipler
bu bilgiye
sahiptiler.”
İster istemez
akla şu soru
geliyor ;
Mısırlı rahipler
bu bilgiyi
nereden
almışlardı?,
Mühendis Rudolph
Gantenbrink’in
1993 yılında
Büyük Piramitte
gerçekleştirdiği
buluş da aynı
ölçüde ilgi
çekicidir.
Gantenbrink ve
ekibi “UPUAUT 2”
ismini
verdikleri küçük
bir robot aracı
Kraliçe
Odası’ndaki hava
kanalının içine
yollamış ve
bugüne kadar hiç
bilinmeyen 60
metrelik bir
tünel bulmuştu
(Altta).
Gantenbrink, iki
haftalık bir
çalışmadan sonra
4500 yıllık
metal bir kapıya
ulaştığını
söylüyor ve bu
kapının
bilinmeyen bir
alana açıldığını
iddia ediyordu.
Fakat ne yazık
ki kapının
keşfinden sonra
geçitlerdeki tüm
araştırmalar
Mısırlı
yetkililer
tarafından
durdurulmuş ve
yeniden
başlatılmasına
izin
verilmemiştir.
Yani yine bir
şeyler örtbas
edilmeye
çalışılmaktadır...