Bilgiyi okumadan önce sunu anlamanizi
istiyorum, dünya üzerinde iki tür insan
vardir! Acik ve kapali görüslü olan.
Görüs acisi parasüt gibidir, ne kadar
genis olursa o kadar yumusak inersiniz.
Bu bilgi %100 gercek ve suan carklarida
zaten dönmekte. Bu yaziyi "sonuna" kadar
okuduktan sonra hayata olan bakis aciniz
360° degisebilir. Yazi "gercek" olan
hayati ele almaktadir ve rüyalar
aleminde kredi kartlari ile bogusan,
alem yapan ve umrumdami dünya diyen
kesmi ilgilendirmemektedir. Sadece
1000de 1lik bir kesim bu yaziyi
anlayacaktir. Eger anlamadim diyorsaniz
demekki sizde rüyalar aleminde yasayan
1000de 999dan birisiniz. Yinede
arastirmak ve anlamak icin cok gec degil!
Yazi 1994 te ortaya cikmis olan bir
raporun ingilizceden tercümesidir.
Tekrar ediyorum, bu yazida yazilanlarin
hepsi gercek!
|
 |
|
NASA nin gizli Mavi Isin Projesi "Project Bluebeam"
Bu Proje, yeni cag inancini oturtabilmek icin dört farkli
basmaklardan olusmaktadir.
Unutmamaliyizki yeni cag inanci kurulmak istenen "Yeni Dünya
Hükümeti"nin temelini olusturmakta ve bu inanc haricinde "Yeni
Dünya Düzeni"nin kurulmasina izin vermemektedir!
Sunu tekrar edeyim: Yeni cag dini/inanci olmadan "Yeni Dünya
Düzeni"ni kurmak imkansizdir.
Bu nedenle "Blue Beam Project" bu projenin en önemli temel
taslarindan biridir ve bu nedenle simdiye gizli kalmistir.
Bilginin disari sizmasini 1994 te Serge Monast isimli kisi
saglamistir.
Planli Depremler ve Hileli "Buluslar":
Bu projenin ilk ayaginda bircok arkeolojik bilginin cökertilmesi
ile ilgilidir. Olay dünyanin belirli yerlerinde yapay olarak
olusturulan depremler ve akabinde ortaya cikacak olan arkeolojik
yeni buluslar sayesinde bugüne kadar ögrenilmis veya ögretilmis
dinsel/ilahi bilgilerin hatalarini ve yanlis anlasilmis
olduklarini gözler önüne serecek. Bulunan tüm bilgiler ülkelerin
dinlerini yüzyillardir yanlis anlasildigini ortaya koyacak!
Psikolojik hazirliklar coktan filmler sayesinde baslatildi.
Bunun ilk örnegi "2001: A Space Odyssey", akabinde "Star Trek"
serisi ve "Kurtulus Günü" filmi. Tüm bu filmler uzaydan gelen
bir ET saldirisini ve tüm dünya halklarinin ve ordularinin
birlestigi bir ani betimlemektedirler. En son film serisi "Jurrasic
Park" evrim teorisini tekrar mikroskop altina almakta ve
Tanrinin sözlerini yalanlamaktadir.
Hileli Buluslar:
Ilk basmakta anlanmasi gereken en önemli husulardan biriside,
olusacak planli depremlerin bilim adamlari ve arkeologlar
tarafindan gömülü oldugu iddia edilen gizliliklerin oldugu
bölgelerde gerceklesecek olmasi, yani artefaktlarin orada oldugu
zaten tahmin ediliyordu ve deprem sayesinde hepsinin yeniden gün
isigina cikmasi saglanacak. Bulunan yeni antik bilgiler
özellikle Hristiyanlik ve Müslümanlik inancinin temellerini
cökertecek nitelikte ipuclari sunacak. Bunu yapabilmek icin
kadim gecmise ait bazi hatali kanitlar yenileri ile
karsilastirilarak uluslara dinlerini yanlis anladiklari
gösterilecek.
Gökteki devasa "Uzay Show"u:
Projenin ikinci ayagi devasa bir üc boyutlu göksel showdan
ibaret. Show Optik Holgramlar, lazer görüntüler ve sonik
seslendirmeler (dogrudan kafanizin icine konusulabilme
teknolojisi) iceriyor. Lazer gösterimli ve degisimli hologramlar
dünyanin her bölgesinde ülkeye ve onlarin inanclarina bagli
olarak farkli sekilde hareket edecekler. Yeni Tanri´nin sesi her
dilde ve lehcede dogrudan kisilerin kafasinin icine (telepati
gibi) gelecek. Bunu anlayabilmek icin cesitli gizli örgütlerin
yaklasik 30 senedir yaptiklari arastirmalari incelemeliyiz.
Sovyetler ileri teknoloji bir islemciyi mükemmellestirdiler ve
hatta ihrac ettiler. Islemcinin haznesine simdiye kadar insan
beyni ve vücudu üzerine yaptiklari anatomik, elektromekanik
kompozisyon, kimyasal ve biyolojik yapilanma bilgilerini
parcalar halinde yüklediler. Bu islemciler serisi tüm insan
dilleri, kültürleri ve bunlara bagli anlamlarla
yüklendirildiler. Sovyetler ilk olarak islemcilerini objektif
programlarla yüklemeye basladilar, en baslarda yeni Mesih
programi ile. Görünüse göre Sovyetler yani Yeni Dünya Düzeni
yandaslari, kullandiklara metodlara ayni zamanda insanlarin ve
topluluklarin beyin dalgalarini hedefleyerek ister tek kisi
ister bir ulus, istenilen yeni sisteme veya diktatörlüge uymak
istemeyen kisilerin beyinlerine "intihar" tesvikli farkli beyin
dalgalari yollayarak tehdit unsur eden kisileri ortadan
kaldirmayi planlamaktadirlar.
Ikinci ayagin iki farkli bakis acisi vardir.
Ilk öncelikle "Uzay Show"u. Bu show neyden dolayi kaynaklanacak?
Dinlerin cökmesine az kala, verilmis olan kehanetlere bagli
olarak es zamanli yapilacak. Gösteri uydulardan, sodyum bazli
bir katman üzerinde yerden yaklasik 90Km yukarida gerceklesecek.
Günümüzde halen arada bir testlerini görüyor fakat bunlari UFO
gözlemlemesi olarak kayitlara geciyoruz!
Cok profesyonelce hazirlanmis bu show sonucunda yeni Mesih
tanitilacak ve yeni dünya inancina adapte edilecek. Gereginden
cok gercekler ortaya atilacagi icin kimsenin karsi cikma firsati
olamayacak. "Hatta en bilgeler dahi kandirilacak".
Projenin en can alici araclarindan biri ise "Tractor Beams"
(Emici Isinlar). Bu sayede belirli insan gruplari göge cekilerek
sanki Tanrinin evine gidiyorlarmis gibi bir görüntü yaratilacak.
Bu teknolojinin testleri kücük gri uzaylilar tarafindan
yapildigi savunulan kacirilma olaylarinda sikca yapilmakta idi.
(Kücük griler ABD de gizli laboratuarlarda üretilen Bio-Androidlerdir).
Hesaplanmis olan, Yeni inanca ve Mesihe karsi olacak
ayaklanmalar ve akabinde gerceklesecek kutsal savaslar cok
büyük, dünya üzerinde görülmemis bir insan kaybina neden olacak.
Mavi Isin Projesi 2000 yillik kadim kehanetleri evrensel bir
tamamlanis olarak ortaya koyacak. Prensip olarak gökyüzü bir
Film ekrani olarak kullanilacak ve uzay tabanli uydular
sayesinde dünyanin dört kösesine es zamanli, her dilde ve
lehcede yayin yapilacak.
Bilgisayarlar tüm showu uydulardaki yüklü programlar sayesinde
koordine edecek. Holografik görüntüler neredeyse ayni ELF, VLF
ve LF beyin sinyallerine bagli olarak görsel ve isitsel olacak,
ayni zamandada sanki bir optik fenomenmis hissi uyandiracak.
Özellikle, her ülkeye kendi kültürüne ve inancina bagli olan
görüntüler ve akustik sinyaller verilecek. Dünyanin hicbir
kösesi es gecilmeyecek! Sanki uzayin derinliklerinden
geliyormuscasina verilen görüntü ve sesler, bircok mesih
bekleyen din gruplarini ve tarikatlari cok etkileyecek ve sanki
bekledikleri mesih en sonunda gelmiscesine bir düsünce
uyandiracak.
Ardindan Isa, Muhammed, Buda, Krishna v.b. görüntüleri
aciklanmis olan ilahi ve mistik gerceklerden sonra ic ice
kayarak bir bütünü olusturacak. Ancak bu yeni gelmis olan Tanri
esasinda "Antichrist" denen yalanci peygamber olacak ve kadim
anlatimlarin yanlis anlasildigini bu nedenle kardesin kardesi
vurdugunu, uluslarin uluslara savas actigini belirtip artik eski
dinlerin yok edilmesi gerektigini ve yeni bir inanisa
gecilmesinin vakti geldigini söyleyecek. Bu yeni inanis tabiki
Yeni Dünya Düzenin inanci olacak!
Tabiki bu mükemmel hazirlanmis plan dünya üzerinde devasa bir
düzensizlik yaratacak, ülkeler bribirlerine düsecek, herkes
birbirini ögretileri icin suclayacak, din ugruna akmis olan
milyonlarca dolarin hesabi yapilacak. Ayrica, tüm bunlarin
gerceklestigi sirada tüm dünyada politik anarsi ve dogal
afetlerden olusan zararlarin gerceklestigi bir an olacak. Hatta
Birlesmis Milletler yeni dünya dininin tanitimi icin Bethooven´in
"Song of Joy" isimli müzigini kullanmayi planliyorlardi.Egerki
bu uzay showunu yildiz savaslari programi ile bir araya
getirirsek karsimiza su sonuc cikiyor: uzun süredir ürelerinde
calisilmis olan elektromanyetik radyasyon ve hipnotizma! 1974´te
arastirmaci G.F. Shapits yaptigi arastirmalrin birini anlatirken;
"Arastirmalara göre hipnotizörün kullandigi kelimeler
elektromanyetik enerjiye cevrilebilir ve bu enerji dogrudan
insan beyninin bilinc altina, sahsin bilgisi veya herhangi bir
araca bagli olmadan yerlestirilebilir ve sahsin bu iletiyi
bilincli bir sekilde kontrol veya bloke etme imkani yoktur! Bu
sayede sahsin kisisel kontrolü elinden alinabilir ve özgür
iradesi bastirilabilir. (Gercek Zombiler!)
Channeling fenomeni ile ugrasanlarin bu alani daha iyi
incelemeleri tavsiye olunur! Bircok, kendini "Channeler" olarak
tanitan kisiler bu aciklamalardan sonra bir daha yayin
yapmamislardi. Cünkü bircogunun mesajlarinin birbirine cok
benzedigi ortaya cikti. Channeling olarak gelen mesajlarin
icerigi ve kaynagi gercekten cok ciddi bir sekilde incelenmeli
ve ayrica mesajlarin Yeni Dünya Düzenine faydali olup olmadigi
göz önünde bulundurulmalidir.
The Sydney Morning gazetesinin 21.Mart.1983 yayinladigi haberde,
Sovyetlerin insan aklini ele gecirmeye calistiklarina dair
yayinladigi haber etrafa korku salmisti. Yazilan haber eski
olmasina ragmen Sovyetlerin bu teknolojiyi ne kadar zamandir
gelistirdigine dair önemli bir isik tutyor. Sovyetlerin
kullandigi islemciler daha önce belirttigimiz gibi dünya
dilleri, lehceleri ve anlamlari ile yükleniyor ve objektif
programlarla birbirlerine baglaniyordu. Ancak biz artik
Sovyetlerden bahsetmiyoruz! Bahsettigimiz sey "Birlesmis
Milletler", yeni dünya düzeninin minyonlari islemcileri halen
gerekli bilgilerle yüklüyorlar.
Köse yazisini yazan editör, haberin es gecilmeyecek kadar önemli
oldugunu belirtiyordu. Sanirim bu mega-akil-kontrol-programi
ni yapanlar bu programi farkinda olmadan bir organizasyona satip
tüm insaligin kölelesmesini saglayabilecek bir temel
yarattiklarini göremiyorlardi. Sadece 1983 ten günümüze bu
programin ne kadar gelistirilmis olabilecegini bir hayal edin!
Yapay Düşünce ve İletişim
Aşırı ilerlemiş olan teknikler bizleri Mavi Isin Projesinin
üçüncü basamağına doğru götürüyor. Proje telepatik ve elektronik
olarak güçlendirilmiş cift-yönlü iletişim metodu ile ELF, VLF ve
LF dalgaları her kişiye ulaşacak ve akıllarında sanki tanrıları
onlara doğrudan ruhlarının derinliğinden konusuyormuscasina ikna
edici bir his yaratacak. Bu dalgalar uydulardaki islemciler
tarafindan su ana kadar dünyadaki her insani, onun dini, dili ve
kültürü hakkinda topladigi bilgilerle etkileyecek. Dalgalar
dogal düsüncelere yatay olarak isleyip "yaniltici yapay
düsünceler" dedigimiz olayi yaratacak.
Bu tip teknoloji 1970, 1980 ve 1990 larda insan beyni üzerine
yapilan arastirmalarda beynin tipki bir bilgisayar gibi
calistirilabilecegine ve nasil manipule edilebilecegini
göstermektedir. Bilgi yüklenir, isleme konulur, integre edilir
ve verilen karsiliga görede sistem programlanir. Akil
Kontrolörleri bilgileri tipki ayni yolla ellerindeki islemciler
sayesinde gramer degisikligi yolu ile manipule etmektedirler.
Ocak 1991 de, Arizona Üniversitesinde sunulan "The NATO Advanced
Research Workshop on Current and Emergent Phenomena and
Biomolecular Systems" konferansi ne icindi? Sunun icin: bilim
adamlari, bilinmeyen kaynaklar tarfindan finanse edilen
arastirmalarinin yanlis ellerde potansiyel birer silah olarak
kullanilabilecegi hususunda uyarilmak istenmisti.
Buluslari sayesinde ABD coktan körlerin tekrar görmesini,
sagirlarin tekrar duymasini ve felclilerin tekrar yürümelerini
saglayan iletisim aygitlari üretmisti. Aygitlar kurtulusu
olmadigi belirtilen hastalari agrisiz ve nestersiz sekilde
iyilestirebilme özelligine sahip. Bu yazdiklarim Bilim-Kurgu
degil "gercek"! Bu yeni iletisim aygitlari insan beynine ve
nörolojik sistemlerine ultra-low frekanstaki radyasyon dalgalari
ile yeni bir bakis acisi ile bakmamizi sagliyor. Bu aygitlarin
bazilari CIA ve FBI tarafindan suan kullanimda. Ancak bu
aygitlar asla hastalari iyilestirmek icin kullanilmayacak cünkü
bu yeni dünya düzeni icin uygulanan ajandaya ve onun kuklalari
olan ABD hükümetine aykiri.
Yurt icinde, bu yeni aygitlar, yeni dünya düzenine karsi grup
veya kisiler üzerinde kullanilarak iskence ve suikast ile
ortadan kaldirilmalari saglaniyor. Sistem "Manchurian Adaylari"
yaratiyor. Halk kimin terörist veya iyi oldugu konusunda
manipule ediliyor. Bu sistem sayesinde yeni bir "köle" halk tipi
yaratiliyor. Uluslararasi denemler ele gecirilmis ve beyni
yikanmis kisiler tarafindan ABD, Kanada, Ingiltere, Avustruralya,
Almanya, Finlandiya ve Fransada yürütülüyor. Ayrica, Ingiliz
Bilgisayar Bilimadamlarinin akil almaz intihar serileri ve
ölenlerin American Ordusuna olan baglantilari cok ilgi cekicidir.
Simdi karsimiza cikan soru su: herhangi bir hükümet, psikiytrist
ve sirket bu tip korkunc teknolojileri insanliga karsi gercekten
ve bilerek kullanabilirlermi? Cevap, tabiki EVET!
Hükümet ajanlari ve bunlara bagli olan sirketler yeni dünya
düzenini kurmak ve halki tamamiyle kontrol edebilmek icin
gereken her türlü yola basvurmaktan kacinmamaktadirlar. Neden
sorusuna gelince: Sadece bir sey icin, egerki halk korkunc
eylemlerle korkutulur ve güvenliklerinin tehlikede oldugu hissi
verilirse, halk sizi yeni koyacaginiz "fasist kanunlara" karsi
desteklemekten baska bir sey yapamaz. Bu yolla halk
silahsizlandirilir, tüm kisisel bilgileri ele gecirilir ve halka
tüm bunlarin sadece güvenlikleri icin oldugu söylenerek
kandirilirlar. Ikinci olarak, onlarca yillik politikanin ve
sosyal yasamin bugünkü hali ile yeni sisteme adapte
olamayacagindan dolayi yeni ve alternatif ideolojiler ile
degistirilmesi önerilir. Tabiki alternatif sistem coktan
planlamistir! Bu yeni alternatif sistemin adi Yeni Dünya
Düzenidir ("New World order") ve halkin güvenligi ile gönülden
hicbir iliskisi yoktur. George Bush bir röportajinda "Dudaklarimi
okuyun: korku herzaman güclü elitler tarafindan halki kontrol
altinda tutmak ve yönetmekicin kullanilmistir" demisti.
Kadim "böl ve yönet" sistemi küresel bir sekilde uygulanmakta ve
her kisiyi güvenliginin risk altinda olduguna ve etrafindaki
herkesi potansiyel bir suclu olabilecegine dair inandirmaktadir.
Tabiki bu tamamiyle "akil kontrölüdür"! MAvi Isin projesinin
derinlerine inebilmek icin psikolog James V. McConnel in 1970te
yayinladigi aciklamaya bir göz atmaliyiz. Demistiki: "Kisiler
algi yeteneklerinin uyusturucu hipnotizma ve cevresel
manipulasyon sayesinde bir "ödül veya ceza" sistemi altinda
neredeyse tamamiyle kontrol altina alinabilir. Bu sayede halk
pozitif bir beyin yikama yöntemi ile dramatik ve cok hizli bir
kisisel ve karakteristik evrime ugratilabilir.
Baska bir psikolog, bir aciklamasinda: "Bizler dogumumuzdan
itibaren toplum ne istiyorsa yapmak icin egitilmekteyiz! Aslinda
kendimizin ne yapmak istediginin bir anlami veya önemi yoktur.
Bunun sebebi elitlerin ellerinde bu teknolojiyi barindiriyor
olmalaridir. Kimseye kendi öz kisiliklerini gelistirme hakki
taninamaz!" Bu aciklama ve fikirler cok önemli bir temel teskil
etmektedir, cünkü bu temeller bugün birlesmis milletler
tarafindan kullanilmaktadir ve kimsenin kendi öz kisiligini
kesfetmesine izin vermez. Aslinda kimsenin kisiliginin sirf
toplum kendisini anti-sosyal görüyor diye degistirmesine dair
bir düsünceye kapilmasina gerek yoktur. Her birey yeni bir
kisilige bürünme veya bürünmeme haklari olduguna dair bir
dilemmadadir. Haklar hayal ürünü kavramlardir! Böyle bir hakkin
varligi üzerine tartisilamaz bile.
Bu aciklamalardaki önemli husus, yenin dünya düzeninin suanki
sosyal sistem üzerine oturtulacagidir. Yani eski inanislar artik
"eski ve yanlis" olarak nitelendirilecek ve insanlar yeni
inanisa davet edilecek. Halen eski inanisa bagli olan kisiler
ise yeni inanisa gecmis olan toplum tarafindan dislanmaya
baslanacaklari icin yavas yavas degisime ayak uydurmaya
baslayacaklar. Yeni inanışa gecmis olanlar ise aslinda sadece
yeni dünya düzenine gercekleri bilmeden destek olmus olacaklar.
Bu simdiye kadar tasarlanmis en büyük "Akil Kontrölü" projesi
olabilirmi?
NASA nin Mavi Isin Projesi, yeni Dünya Düzeni´nin en öncelikli
görevidir. Sizlere bu bilgileri es gecip kenara itmeden evvel
dikkatlice okumanizi ve arastirmanizi tavsiye ediyorum.
Gösterilen raporlari dahada incelersek, akil kontrölü
operasyonlari icin kullanilan ve Pasenda/Kaliforniyada
yerlestirilmis olan insan sinir sistemi ile ayni frekansta yayin
yapan bir sinyal sisteminin Loral Electro-Optical isimli firma
tarafindan dikilmis oldugunu buluyoruz. Loral firmasi ABD
ordusunun savunma sistemleri icin anlastigi en önemli
firmalarindan biridir. ABD Hava Komutanligindan General Leonard
Perez, Loral firmasina düsman askerlirinin akillarina mesajlar
yerlestirip kendi "super askerlerini" düsman hattina rahatca
sokabilmek icin gelistirilmesini istedigi bir teknolojiyi
arastirmalari icin bir siparis vermisti. Gelistirilen cihaz
elektromanyetik radyasyon yaratarak gigahertz frekansinda [microdalga]
ELF (extreme low frequency) dalgalari olusturuyordu. Cihaz uzak
mesafeden insanlara psikolojik ve fiziksel iskence yapma amaci
ile yapilmisti.
Bu tarz silahlarin 1970lerde Greenham Common hava üssünden bir
ingiliz bayana karsi uygulandigina dair dava acilmisti. Silahin
gönderdigi isinyaller dogrudan isitme sinirlerini etkiliyor ve
kisinin kendi düsüncelerini dahi duyma yetisini yok ediyordu.
Bu tip ELF teknolojileri bircok Amerikan savunma bölümü
tarafindan kamuya sunulmustu. En önemlilerinden birkaci "The
Electromagnetic Spectrum and Low Intensity Conflict" Yüzbasi
Paul E. Tyler tarafindan yazilmis; Albay David G. Dean
tarafindan yazilan "Low Intensity Conflict and Modern Technology
Edict" koleksiyonuna eklenmisti. Kagitlar 1984te iletilmis ve
1986 dada Alabama Hava Üniversitesi tarafindan yayimlanmisti.
Baska bir microdalga cihazi ile ise sesli sinyaller dogrudan
belirli kisileri hedefliyebiliryordu ve etraftaki diger
insanlari etkilemiyordu. Teknoloji oldukca basit ve hatta trafik
polislerinin radar aletlerinin modifikasyonu ile yapilabilmesi
mümkün. Cihazin ürettigi microdalga ses sinyalleri dogrudan
beyine ulasiyor. Iste böylelikle Mavi Isin projesine geri
dönüyoruz. Bilinc altini etkileyen cift yönlü, sesli ve
görüntülü uzay showunda kullanilacak olan teknolojide iste bu
tarz bir teknoloji.
Nobel ödüllü Dr. Robert O. Becker "The Body Electric" isimli
kitabinda 1960 larin baslarinda Allen Frie ve 1973 te Walter
Reed Ordu Arastirma Enstitüsünde DR. Joseph C. Sharp tarafindan
yapilan bir dizi testler gerceklestirmislerdi. Testler sirasinda
kapali bir odada bulunan kisinin beynine kelimeler titresimlere
dönüstürülüp microdalga sinyallerle isinlaniyordu ve alinan
sonuclarda sesler cok net anlasilabiliyordu. Dr. Becker sonuc
olarak böyle bir cihazin, teshis edilemeden gizli operasyonlari
yönetme, hedef kisileri sadece kendisinin duyabildigi sesler
yüzünden cilgina cevirme ve suikastcilari dogrudan programlamak
gibi görevlerde kullanilabilecegini aciklamsiti.
Simdi bir düsününkü bir anda herkes mesihinin sesini uzaydan
konusurken icinde duyuyor ve dinci fanatiklere talimatlar aliyor.
Bu sayede tüm dünya üzerinde simdiye kadar görülmemis bir
histeri ve panik yasanirdi. Hicbir polis gücü, hepsi bir araya
gelseler bile böyle bir düzensizlikle bas edemezler. 1978 te
James C. Lynn tarafindan yazilmis olan "Microwave Auditory
Effect and Application" isimli kitap, microdalga ile nasil
dogrudan beyine ses sinyalleri gönderilebilecegini aciklamisti.
Bu teknoloji aslinda körlerin görmesini ve sagirlarin duymasini
saglayabilirdi. Ancak bunun yerine bu teknoloji bir silah olarak
dünya halkini kölelestirmek amaci ile kullanilmak üzere.
Allen Frie yazdigi bir raporda, kurbagalar üzerinde yapilan
denemlerde, kalp atis frekanslarinin microdalga isinlarla
sinkronize edilerek hizlandirilip yavaslatilabileceginin mümkün
oldugunu bulmustu. Bu aciklama ayni zamanda insanlar üzerinde
kalp krizine yol acabilecek bir bulus oldugunuda gösteriyor.
Yapilan gösterilerde UHF (Ultra High Frequency) elektromanyetik
enerji isinlarinin kas hareketlerini önemli ölcüde etkiledigi
gözlemlenmistir. Microdalgalar ayni zamanda insan derisinde
yaniklar olusturabilir! Uyuturucu, bakteri ve zehirlenme
etkilerinide iyilestirebilir veya insan beynini tümüyle
etkileyebilir. Tüm bu etkiler 21. Eylül 1977 de CIA tarafindan
Saglik ve Bilimsel Arastirmalar Instütüsünün alt Komitesine
sunulmustu. O siralarda MK-Ultra programini yöneten Dr. Sidney
Gottlieb CIA nin insan organizmasinin uzaktan elektronik
tekniklerle aktif hale getirilme arastirmalarini destekleyecek
teknikler bulmasi icin zorlandi. Bu, suan varolan bir teknoloji!
Bu teknoloji en üst safhalarina getirldi ve suan yeryüzünde
uzaydan her kisiye heryerde ulasabilecek kapasitede.
Eger bu akil kontrolü isleminde daha derinlere inersek,
aletlerin ve teknolojilerin politikayi cok daha can alici bir
sekilde etkilemis oldugunu görebiliriz. Michael Dukakis, 1988 de
George Bush a karsi Demokratlar tarafinda mitinglerini veririken,
halkin onun konusmalarini gereginden yüksek pozitif algilamasi
ve Bush un secimleri kazanma sansini azaltmasi nedeni ile ona
karsi microdalga isinlari kullanilmisti. Aciklamya göre Kitty
Dukakis inde üzerinde kullanilmis olan bu isinlar onu neredeyse
intiharin esigine getirmisti. Amerikanin politik Disneylandinda
baskanliga dogru ilerliyen bir adayin böyle ailevi sorunlari
olmasi onu kolayca yaristan alikoyabiliyordu. Amerikan Ordusunun
"Military Review" isimli dergisinin 1980 aralik sayisinda, Albay
John B. Alexander "The New Mental Battlefield: Beam Me Up, Spock"
isimli yazisi ile ellerindeki tekniklerin kapasitelerini aciga
vurmustu. Yazdiklarinda:
"Cesitli örnekler islevin görüldügü alanlari göstermektedir.
Enerjinin bir canlidan digerine aktarilmasi; iyilestirme veya
hastaliklara neden olma yetisi belirli bir mesafeye kadar
basarilabilir, ancak hastalik veya kaynagi belli olmayan bir
ölümü sizdirabilme; telepatik davranis degisimi ve uzak hipnoz
yetisi yaklasik 1000 kilometrelik uzakliklara kadar rapor
edilmistir.
Telepatik hipnoz kullanimi büyük potensiyallere sahiptir. Bu
özellikle ajanlar bilinclerinin derinlerinde programlanabilir ve
bunun kesinlikle farkinda farkinda bile olamazlar. Filmlerdeki "Manchurian
Adayi" aslinda aramizda yasamaktadir ve telefon yoluyla
aktivasyonada ihtiyaci yoktur.Diger akildan-akila sizma
teknikleride dikkate alinmaktadir. Eger bu yeti
mükemmelestirilebilirse, dogrudan düsünce transferi telepati
yolu ile tek bir akildan veya bir akil grubundan, hedeflenmis
kitleler üzerinde uygulanabilir. Olayin kusursuzluk faktörü,
alicinin aklina yerlestirilmis olan düsüncelerin baska bir
kaynaktan gelmis olabileceginin farkina varamamasidir. Hedef her
kimse, düsüncelerin orjinal oldugunu düsünecektir.
Iste bu tam olarak üzerinde konustugumuz sey.
Mavi Isin Projesinin ücüncü ayagi "Telepatik Elektronik Cift-Yönlü
Iletisim". Albay John Alexanderin yazisinin devami:
Egerki uydular yolu ile yapay düsünceler küresel bir sekilde
iletilebilirse, tüm dünya üzerinde kesin bir akil kontrolü
saglanabilir. Kisinin tek karsi gelme yolu düsüncelerinin arka
planini sürekli sorgulayip bagli oldugu ideoloji veya dinsel
inanclarina olan aykiriliklarini incelemkten gecer.
Sunu tekrar etmeliyim, günümüz televizyonu, reklamlar, modern
egitim ve sayisiz sosyal baski sürekli olarak temel
düsüncelerinize saldirmakta ve sizleri degisime zorlamakta
olduklarini aklinizdan sakin cikarmayin. Albay Alexander in
yazisindaki son sözleri söyle idi:
Burada sunulan teknoloji türleri bir cok kisi icin "sacma"
olarak nitelendirilecektir cünkü bu bilgiler bu tip kisilerin
hayati görüslerine uymamaktadir. Ancak bazi insanlar halen
dünyanin bir tepsi gibi düz oldugunada inanmaktadirlar.
Simdi, bunun buradaki anlami cok önemli, cünkü bu teknolojilere
inanmayacak olan insanlarin oldukca cok sayida olmasi mümkün
veya bunlari bilim kurgu olarak nitelendirmeleride. Fakat bu
kisiler nasil bir tehlike ile karsi karsiya olduklarinin
farkinda bile degiller. Mesihin tanitildigi gece bu olaya
hazirlanmamis kisiler kendilerini kurtarmakta gec kalmis
olacaklar. Inanmadiklarindan dolayida hazirliksiz
yakalanacaklar.
Elektronik yolu ile Evrensel Dogaüstü Baglamlar
Dördüncü ayakta evrensel dogaüstü baglamlar elektronik yolu ile
gerceklestirilecek. Bu asama üc farkli yönlere ayrilmakta.
Ilk olarak insanoglu dünya disi bir uzayli irkin ülkelerinin
büyük sehirlerinin saldirisina ugrayacagina dair aldatilacak ve
bu yolla tüm ülkelerin nükleer silahlari ile karsi gelmesi icin
hepsi provake edilecek. Tüm nükleer silahlar ateslendikten sonra
Birlesmis Milletler Senatosu ateslemeden kisa bir süre sonra
ülkelere füzelerini imha etmeleri icin cagri yapacak ve
saldirinin olmadigini aciklayacak. Peki Birlesmis Milletler
Senatosu saldiri olmadigini nereden bilmis olacak? Sahneyi
kendileri kurduklari icin!
Ikinci olarak hristiyanlar, incile göre beklenen bir iblisin
yaratacagi katliama karsi gelecek olan dünya disi bir irkin
kendilerini kurtarmaya geleceklerine inandirilacaklar. Olayin
amaci tüm yeni dünya düzenine karsi gelebilecek muhaliflerin tek
seferde ortadan kaldirilmasi. Aslinda bu olay uzay showunun
baslamasindan birkac saat sonra gerceklesecek.
Ücüncü olarak elektronik ve dogaüstü güclerden olusan bir mix
yapilacak. Bu sefer kullanilan dalgalar optik fiberde, coaxial
kablolarda (TV), elektrik ve telefon hatlarinda kisacasi her
cihazda doga üstü güclerin gezmesini saglaycak. Cihazlardaki
chipler zaten bunun icin hazir! Bu olayin amaci insanlari
küresel bir sekilde seytani ruhlarla karsi karsiya getirip
düzensizlik ve kaosa neden olmak. Insanlar bu yüzden psikolojik
bunalimlara, intihar dalgalarina ve katliamlara varan
düzensizliklere itilecek. Binlerce Yildiz gecesinin ardindan
dünya halki yeni mesihi kabul etmek icin hazirlanmis olacak.
Baris ve düzen ne pahasina olursa olsun yerine oturtulacak.
Hatta özgürlüklerin kaybolmasi pahasina.
Nakitin ve bagimsizligin yokedilmesi.
Dördüncü ayakta kullanilan teknikler eski Sovyetlerin komunizmi
kabullendirmek icin kullandiklarinin aynisi olacak. Ayni teknik
Birlesmis Milletler tarafindan yeni dünya dininin ve düzeninin
oturtulmasi icinde kullanilacak. Bircok insan bu olaylarin ne
zaman gerceklesecegini ve bin yildiz gecesinin tarihinin tam
olarak nasil secilecegini soruyor.
Aldigimiz bircok raporlara dayali bilgilere göre, saniyoruzki
tüm bunlar küresel bir ekonomik cöküsün ardindan baslayacak.
Ancak tam bir ekonomik cöküs degil! Ancak nakit ve plastik
paradan kutulmadan önce olusturulacak yeni bir "ara para
birimini" kabullendirecek kadar bir cöküs. Ara para birimi
herkesi ellerindeki nakiti bankalara yatirmaya zorlayacak ve bu
sayede parasi olupta buna ihtiyaci olmayanlar bile yeni dünya
düzenine karsi herhangi bir ayaklanmayi finanse edebilecek
yetilerini kaybedecek. Nakit para sistemi yok olacak! Bu ilk
isaretlerden biri.
Ancak küresel elektronik para sistemi oturtabilmek icin
gelecekte parasi olacak olanlarin paralarini sadece elektronik
olarak transfer etmelerine izin verilecek. Son yillara dogru
neredeyse herkes elindeki nakitini tümüyle harcamis duruma
getirilecek. Herkes sadece %100 konseyine bagli olarak yasamini
sürdürebilecek. BAgimsizligi önlemek icin, yeni dünya düzeni
zaten simdiden vahsi hayvanlara, kuslara, balilara v.b.
microchipler yerlestirdi! Neden? Bu sayede yeni dünya düzenini
kabul etmeyenlerin avlanmalari ve hayatta kalmalari
engellenecek. Egerki buna karsi gelirlerse, uydular tarafindan
takip edilip bulunacaklar ve ya hapsedilecekler yada
öldürülecekler.
Yeni dünya düzeni zaten ülkelerin kanunlarini degistirmekte ve
bu sayede herkesi belirli yiyecek ve vitaminlere bagli
birakmakta. Ayni zamanda dinsel ve psikiyatrik bozukluklari
olanlarla ilgili kanunlarda degistirlmekte ve bu sayede sisteme
karsi tehdit olabilecek sahislarin kimlikleri tespit edilmekte.
Üreme bozuklugu olarak görülenler ölüm kamplarina yollanip
organlari alinacak ve en yüksek ödeyenlere satilacaklar.
Öldürülmeyenler ise ya köle gibi calistirilacak yada
laboratuarlarda kobay olarak kullanilacak. Diktatörlügün amaci
gezegendeki herkesi istisnasiz kontrol altina almaktir. Bu
yüzden herkesi kontrol altinda tutabilmek icin heryerde izleme
kameralari, infrared kamerlara v.b. gibiler suan monte edilmis
durumda. 1940 ve 1950 lerin insanlari birbirlerine yardim edip
yasamlarini kolaylastirmaya ve üretken bir hayat sürmeye
calisirlardi!
Yeni teknoloji sadece insanlari izlemek kontrol altinda
tutabilmek icin gelistirildi. Bu teknoloji belirli bir amac icin
gelistirildi ve bu amaci görmezden gelerek veya farkina
varmaktan kacinarak sadece kurulacak olan yeni dünya düzeni,
antichrist ile gelen yeni dünya dini ve yeni dünya hükümetini
bir adim daha yaklastirmis olacaksiniz. Eger göremezseniz, eger
ögrenemezseniz, eger anlayamazsaniz, siz ve aileniz belkide
arkadaslariniz sizler icin coktan hazirlanmis olan ocaklarda
yakilmaya yollanacaksiniz. Bu ocaklar ve kamplar dünyanin
heryerinde sizinle ugrasabilmek icin kuruldular. Tümüyle polis
kontrolünde olan bir ülkede kimse güvende olamaz!!!
Bu raporu aciklayan Serge Monast ve arkadasi, aciklamadan birkac
gün sonra kalp krizi gecirmis bir sekilde ölü bulundular.
Anlamak isteyenler icin:
Nekadar ödeme zorunlulugu altinda oldugunuzu bir hesaplayin.
Vergileriniz, sigortalariniz, faturalariniz. Bugün devlete
isiniz düstügü zaman parmak izi veya fotograf birakmadan bir
islem yapabiliyormusunuz? Istediginiz telefonu
kullanabiliyormusunuz? Arabanizla isediginiz gibi ticaret
yapabiliyormusunuz? Istediginiz gibi yurt disina
cikabiliyormusnuz? Istediginiz yere ev kurabiliyormusunuz? Hadi
araziyi aldiniz diyelim, evinizi istediginiz gibi insa
ettirebiliyormusunuz? Aldiginiz yiyeceklerin, özelliklede hazir
yiyeceklerin nereden geldigini gercekten biliyormusnuz?
Ictiginiz suda neler oldugunu biliyormusunuz? Doktorunuzun size
verdigi ilaclarin sizi gercekten iyilestirdigine inaniyormusunuz?
Kanserin %100 caresinin olmadigina halen inaniyormusunuz? Size
yapilan asilarin icerigini biliyormusunuz? Toplumun bir
bireyimisiniz yoksa toplumdan bagimsiz birimisiniz? Bundan ne
kadar eminsiniz? Ülkenizde kac tane cezaevi oldugunu ve kacinin
bos oldugunu biliyormusunuz? Deniz suyundan su üretmeyi
biliyormusunuz? Balik tutmayi ve olta kurmayi biliyormusunuz?
Bitki yetistirmeyi biliyormusunuz? Örmeyi ve iplik yapmayi
biliyormusunuz? Codex Alimentraius un ne icin olusturuldugunu
biliyormusunuz? Kopenhagdaki Küresel isinma antlasmasinin esas
nedeninin bir dünya hükümeti kurmak oldugunu biliyormusnuz?
Antlasmanin maddelerini okumus olan varmi?