|
Zaman: Buzul
Çağı'nın sonu
Mekân: Amerika, Avrasya, Avustralya
Avcılar ülkenin zenginliğinin çoğunu silip süpüren kanlı bir
dalga gibi Amerikalar boyunca aktılar. PAUL MARTIN, 1999
Zaman: Buzul Çağı'nın sonu
Mekân: Amerika, Avrasya, Avustralya
... avcılar ülkenin zenginliğinin çoğunu silip süpüren kanlı
bir dalga gibi Amerikalar boyunca aktılar. PAUL MARTIN, 1999
Günümüz insanları olarak bizler, son Buzul Çağı'nın
sonundaki, daha yalnızca 13.000 yıl önceki atalarımızın
dünyasına kıyasla korkunç derecede yoksullaşmış bir dünyada
yaşamaktayız. Afrika, Avrupa, Asya ya da Amerika'da yaşayan o
avcı-toplayıcı insanlar çok büyük boyutlu vahşi hayvanları -megafauna-
görebiliyorlardı. Bugün bu tür hayvanlar yalnızca Afrika'da
kalmıştır: Fil, zürafa, suaygırı ve gergedan.
Buzul Çağı avcıları Avrupa'da, Kuzey Asya'da ve Kuzey
Amerika'da mamutları görmüşler ve belki de onları başarıyla
avlamışlardı. Avrupa hayvanları arasında dev geyikler, tüylü
gergedanlar ve mağara ayıları vardı. Amerika kıtasında ise doğal
ayıklamanın ancak milyonlarca yılda ürettiği ve evrim zamanı
açısından bir gün denilebilecek bir süre içinde tümüyle ortadan
silinen pek çok hayvan türü yaşamaktaydı.
Örneğin Kuzey Amerika'da yalnızca iki tip mamut değil, bir
dizi dev tembel hayvan vardı: Boyları altı metreye ve
ağırlıkları üç tona ulaşan bu hayvanlar ağır hareket ederlerdi
ve otoburdular. Bunlar, hayat alanlarını kastoridlerle (ayı
boyundaki dev kunduzlar), gliptodonlarla (dev zırhlı
armadillolar), kameloplarla ("Dünün develeri" olarak anılan
hayvanlar) ve yirmi santim dişleri olan smilodon gibi
hayvanlarla paylaşırlardı. O çağlarda, Avustralya'da da
gergedana benzeyen keseli hayvanlar ve dev kedilerle birlikte
çok sayıda kanguru çeşidi ve vombatlar yaşardı.
Bu büyük hayvanların son Buzul Çağı'nın sonunda bütün
kıtalardan ani yokolmaları, geçmişi araştıranların
karşılaştıkları en büyük muammalardan biridir. Bu türden soy
tükenmelerinden büyük ölçüde bir tek Afrika kıtası kurtulmuştur
ve bunun neden böyle olduğu, sorunu daha da karmaşık bir hale
getirmektedir.
Belli başlı iki kuram vardır: Ya hayvanlar Buzul Çağı'nın
sonundaki büyük iklim değişiklikleri nedeniyle yeryüzünden
silinmişlerdir ya da her kıtada bulunan bir öldürücü ve yırtıcı
yaratık, yani Homo sapiens, bütün bunların sonlarını
getirmiştir.
MAMUTLARIN YERYÜZÜNDEN SİLİNİŞİ
Tartışma daha çok bu soyu tükenen hayvanlardan biri olan
mamutlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Aslında iki mamut soyu
tükenmiştir: Kuzey Avrasya ile Kuzey Amerika'da yaşayan tüylü
mamut (Mammuthus prmigenius) ve yalnızca Kuzey Amerika'dan
Meksika'ya kadar olan bölgede yaşayan Columbia mamutu (Mammuthus
Columbi).
Diğer megafauna türleri gibi mamutlar da 13.000 ile 11.500
yıl önce tükenmişler, yalnızca tüylü mamutlar Kuzey Buz Denizi
Okyanusu'nda Wrangel Adası'nda 6000 yıl daha yaşamıştır.
Buradaki mamutların neden hayatta kaldıkları, mamutların
tükenmesinin esrarını daha da arttırmaktadır. Bu hayvanlar, iri
bir mamutun 3 ile 3,6 metre yüksekliğine karşılık yalnızca 1,8
metre boylarıyla varlıklarını cüce olarak sürdürmüşlerdir.
İKLİM VARSAYIMI
Wrangel Adası'ndaki mamutlar, adanın bitki örtüsü, -çok
çeşitli otlar ve bitkiler- Buzul Çağı'nda olduğu gibi
kaldığından yaşamlarını sürdürmüş olabilirler. "Mamut bozkırı"
olarak bilinen bu bitki örtüsü, bir zamanlar Kuzey Avrasya'yı ve
Kuzey Amerika'yı kaplamışsa da, 20.000 yıl önce iklimin giderek
ısınması ve daha nemli olması nedeniyle yerini yeni bir bitki
örtüsüne bırakmıştır.
Kuzey bölgelerinin çoğunda, bozkırın yerine çok ağır yetişen
ve besin değeri çok az olan tundra geçmiştir. Bu da yalnızca,
yosun yiyen ren geyikleri gibi çok özel besinleri olan hayvanlar
için uygundu. Daha güneyde mamutların besin kaynağı olan zengin
ot, çalılık ve bitki karışımı yerini sık ormanlara, çayırlıklara
ve yarı-çöllere bırakmıştı.
Artan sıcaklık ve nem nedeniyle bitki örtüsündeki bu
değişiklikler, mamutların hayat ortamlarında kayıplara neden
olmuş, sonuçta besin kaynaklarının azalması nedeniyle sayıları
azalmış ve daha sonra da tümüyle tükenmişlerdir.
Bu iklim/bitki örtüsü değişimi varsayımı, mamutların
tükenmesi konusunda pek inandırıcı gibi gelse de bazı
güçlüklerle karşılaşmıştır. Bunlardan en önemlisi mamutların
daha önce de, 20.000 ile 11.600 yıl önce oluşmuş olan benzer
iklim değişikliklerinden çoğuna dayanmış olmalarıdır.
Son Buzul Çağı, son bir milyon yıl içinde meydana gelenlerden
yalnızca biriydi. Bu çağlar arasında günümüz iklimine çok
benzeyen sıcak ve nemli iklimler olmuştu. Ancak mamutlar
bunların hepsine dayanmışlar, büyük bir olasılıkla mamut
bozkırına benzer yerlere sığınmışlar, sonra iklim ve bitki
örtüsü kendi koşullarına uyum sağladığında tekrar ortaya
çıkmışlardır. Son Buzul Çağı'nın sonunda da aynı şeyi yapmamış
olmaları için bir neden yoktur.
İklimsel soy tükenmesi kuramının bir sorunu da, mamutların,
soyu tükenen tek tür olmamasıdır. Başka farklı ortamlarda
yaşayan ve beslendikleri yiyeceklerde bir artış bile görülen pek
çok tür de onlarla birlikte tükenmiştir.
Mamutlar, zooloji sınıflamasına göre, Elephantidae
familyasından, soyu tükenmiş olan Mammuthus cinsini oluşturan,
file benzer iri memeli hayvanlara verilen ortak addır.
Fosillerine, Avustralya ve Güney Amerika dışındaki bütün
kıtaların, Pleyistosen Bölüm (yaklaşık 2,5 milyon-10 bin yıl
önce) çökellerinde rahatlıkla rastlanır.
İNSANLARIN AŞIRI AVLANMASI
Bu sorunlar bazı bilimadamlarının mamutların ve diğer büyük
hayvanların, insanlar tarafından avlanarak soylarının tükendiği
fikrini benimsemelerine yol açmıştır. Bu kuramı 30 yıl önce
Arizona Üniversitesi'nden Paul Martin ileri atmıştır ve bazı
bilimadamları için hâlâ inandırıcı olmaya devam etmektedir.
Martin, daha çok Kuzey Amerika'yla ilgileniyordu ve
insanların bu kıtaya gelmeleri ile büyük hayvanların tükenmeleri
arasındaki rastlantıyı vurguluyordu. Ona göre yeni gelenler,
şimdi Bering Boğazı çevresinde sular altında kalmış olan kara
parçası Beringia'dan Alaska'ya girdikten sonra, giderek kıtanın
güneyine yayılırken, yoğun avlanmalarla büyük hayvanların da
soylarım tüketmişlerdir.
Bu insanlar, ilk tanımlandıkları yerin adıyla Clovis kültürü
olarak anılırlar ve öldürücü av teknolojisinin bir parçası olan
sivri taş mızrak uçlarına sahiptiler. Bu kültür, Kuzey Amerika
kıtasının tümünde bulunur ve 13.500 ile 13.350 yıl önce
gelişmiştir. "Dünün devesi", yer ayıları ve mamutlar, daha önce
böyle bir yırtıcı yaratıkla karşılaşmamışlardı: Bunlar hem
öldürücü silahlara sahiptiler hem başa çıkamayacakları kadar
büyük gruplar halinde avlanıyorlar hem de tuzak ve pusu
kuruyorlardı.
Afrika'da büyük memeliler yırtıcı hayvanlar olarak insanlarla
birlikte evrim geçirmişlerdi ve insanların avlanmalarına korunma
olarak belirli toplumsal modeller geliştirmiş olabilirlerdi ama
Kuzey Amerika'da böyle bir şey söz konusu değildi. Bu durum
Afrika'da pek az hayvanın soyunun tükenmiş olmasını
açıklayabilirdi.
Mamutların Clovis insanları tarafından avlandığını gösteren
arkeolojik kanıtlar da vardır. Pek çok arkeolojik kazı yerinde
mamut kemikleri yanında mızrak uçlarına da rastlanılmıştır.
Mamutlarla avcı insanlar arasındaki ilişki ilk olarak 1932'de
Colorado'daki Dent kazılarında keşfedilmişti.
Örneğin, Arizona'da, San Pedro Vadisi'nde Lehner Ranch'de 13
mamutun kalıntıları yanında ateş izlerine ve mızrak uçlarına
rastlanılmıştı. Bunun bir aile sürüsü olduğu ve bir su başında
tümüyle öldürüldüğü anlaşılmaktadır.
Ancak aşırı öldürme kuramı da bazı ciddi sorunlarla
karşılaşmaktadır. Mamutların öldürülme alanlarını bulmamıza
rağmen, diğer büyük hayvanların, birkaç istisna dışında
avlandıklarını gösteren izlere rastlanılmamıştır.
Örneğin mağaralarda bulunan dışkılarından bir zamanlar
sayılarının çok olduğu anlaşılan ve yavaş hareket etmeleriyle
kolay av olabilecek olan yer ayıları. Clovis insanları
hakkındaki bilgimiz arttıkça, bunların daha küçük hayvanları
avladıklarını ve bitki topladıklarını anlamaktayız.
Clovis insanlarının Kuzey ve Güney Amerika'da yaşayan ilk
insanlar olmadıkları da artık ortaya çıkmaktadır. Güney Şili'de
Monte Verde'de bulunan, 14.000 yıl öncesinden kalan bir yerleşim
yeri hayvanların türlerinin yokolmasından birkaç bin yıl önce
Kuzey ve Güney Amerika'da insanlar olduğunu gösterir. Yeni avcı
olarak insanın gelişi hakkında benzer bir iddianın ileri
sürülebileceği Avustralya'da da, soyu tükenmiş hayvan kemikleri
ile insan faaliyetleri arasında bir ilişki bulunamamıştır.
iklim değişikliği mi, insanların avlaması mı? Büyük av
hayvanlarının yok olmalarının nedeninin bunlardan hangisi olduğu
konusunda bilimadamları bölünmüş durumdadırlar. Bazıları çok
farklı bir açıklama ortaya atmışlardır: Dünyaya insanlar
tarafından yayılan ama yalnızca büyük hayvanları etkileyen
öldürücü bir hastalık.
Ancak bir tek açıklama olmayabilir: Bazı türler yoğun
avlanarak, diğerleri ise yaşama ortamlarını kaybedip yeni
iklimle başa çıkamayarak tükenmiş olabilirler. Herhangi bir
bölgede türlerin tümünün dinamik ekolojik topluluklar
olduklarını unutmamalıyız. Bir tür ortadan kalkınca,
avlananlarla avlar arasındaki denge değişecekti ve bu da nüfus
patlamalarına ve çatışmalara yol açacaktı.
Gerçekten de mamutlar kilit türler olarak tanımlanmışlardır.
Ancak ne iklim değişikliği ne de aşırı avlanma kendi başlarına
yeterli neden olmayacağından hayvan toplulukları üzerinde
böylesine büyük etkiyi bunların toplamının yapmış olması
gerekir.
Buzul çağı sona erdiğinde mamutlar Amerika'nın
güneybatısında, özellikle Clovis dönemindeki kuraklık sırasında
ve ondan hemen sonraki, küresel ısınmadan önceki Genç Dryas
(12600-11500 yıl önce) dönemindeki çok soğuk ve çok kuru dönemde
ağır bir etki altında kalmış olmalılardır.
Bu dönemlerde nisbeten zayıf hayvanlar (günümüz Afrika
fillerinin kuraklık zamanlarında yaptıkları gibi) su kaynakları
başında toplanmışlar ve Clovis avcıları için kolay yem
olmuşlardır. Birkaç hayvanın öldürülmesi bile, daha uygun iklim
koşulları döndüğünde eski sayılarına kavuşacak olan türlerle
soyları tükenmeye mahkûm olanlar arasındaki ayrımı
belirleyecekti
Büyük av hayvanlarının neden yok olduğunu açıklamaya kalkan
kuramlar, bunun Afrika dışında diğer bütün kıtalarda yer almış
olmasını açıklamalıdır. |