 
Define Musallatı ve Definedeki
Tılsımı Çözmek
Bilindiği gibi, insanların var
oluşundan beri inançlar olmuş ve olmaya da devam edecektir.
Definede her zaman duyuyoruz cin musallatı tılsım diye musallat
olma, üç şekilde olur:
1. Cinlerin kendiliğinden
sahiplenmesi
2. Cinlerin bekçi olarak
bırakılması
3. Meleklerin bekçi olarak
beklemesi
Cinlerin kendiliğinden
sahiplenmesi
Bildiğimiz gibi, her maddenin bir
enerjisi alanı var. Gömülerin de toprak altında yaydığı enerji
alanı var. Cinler, bu enerjiden vitamin gibi yararlanırlar. Yani
aile olarak ne kadar enerjiye sahipse, o kadar hızlı hareket
eder, o kadar zengin olurlar. İnsanların zenginliği gibi,
cinlerin kendiliğinden sahiplendiği hazinelerde genel düşünce,
böyledir. "Bu sahiplenilen hazineyi yine başka bir cin
ailesi sahiplenemez mi?" diye aklımıza gelebilir.İster
insan, ister cin soyundan bunlar alınmak istendiğinde savaşta
galip gelen kazanır. Cin ailesi, az ise sayıca daha fazla fert
ile saldırıp alınabilir. Fakat bu savaş, çok tehlikelidir ;
tıpkı insanlarda olduğu gibi, kin duygusu cinlerde insanlardan
daha fazla gelişmiştir. Siz ,on kişi; bir kişinin elinden
zorbalıkla aldığınız malı, .malı alınan, sizi teker teker
yakalayıp hesap sorma eyleminde bulunuyorsa, cinler için de aynı
şey geçerlidir. Zorbalıkla alınan hiçbir para, hayır getirmez.
Cinlerin Bekçi Olarak
Bırakılması
inanışlardan biri de, Hz. İsa'nın
çarmıha gerilip öldürüldüğü yerden bir ağaç çıkar. Bu ağacın
salgıladığı zamk, ağacın ağladığını simgeler. Bu, tütsü olarak
yakıldığında, cinler, çıkarılan kokuyu çok seviyorlar. Nerede
yanıyorsa bölge olarak hepsi oraya toplanırlar. Bunlar hazır
olunca, defineyi gömerken cinleri musallat edecek kişi devreye
girer. Gömülen bu hazinenin korunmasını ister. Cinler, ne zamana
kadar sorusuna, devreye giren kişi, saat, tarih, zaman
belirtmez. Şifreyi söyler; yani örneğin "Felçli biri gelecek
ya da 7 kişi gelecek, şunları yapacak, ya da şunlar oluncaya
kadar." der. Daha sonra oradan ayrılır. O denilen
gerçekleşmediği müddetçe, o para oradan alınamaz. Hiç mi
alınamaz, tekrar aynı ayin gerçekleştirilir. İşin ehli, tütsüyü
yakar, şifreyi öğrenir ve yapar.
Meleklerin Koruduğu Mallar:
Para, bir Müslüman tarafından
gömülmüşse; bunları melekler korur. Kutsal emanetleri de öyle.
Eğer gömüde haram varsa, bunları da Müslüman cinler korur. Bu
parayı gömen insanın soyundan birisi, bu tılsımı bozmaktadır;
fakat, o soydan bir insan, ayakta ve sağ ise, bir başkası bunu
alamaz
Tılsım yapılarak gömülenler var, bilgileri nelerdir?
Tılsımları, yalnız o tılsımı bekleyen cin, Müslüman ise sizin
okuduğunuz Kuran-ı Kerim'e saygı duyar. Hıristiyan ise, okunan
İncil'e saygı duyar size izin verir. Eğer bunlar zıt ise; siz
Müslüman, o Hıristiyan ise, hiç bir şekilde o defineyi
alamazsınız. Peki gizli ilimler ve havas kitaplarının faydası
olmaz mı? Buradaki bilgiler, sadece Müslüman cinler içindir.
Gayri Müslim bir cine okunduğunda etki etmez. Eğer etseydi,
bütün cinler Müslüman olurdu. Bunlarla anlaşıp irtibat kuran
insanların pazarlıkla anlaşabilme yöntemleridir ya da onların
dinini öğrenip zoraki alınmasıdır. Defineyi bekleyen cinler
Müslüman'sa, önce abdest almak, 7 ayrı
kağıda
Ayet-el Kürsi'yi
yazıp bu kağıtları tespit edilen noktaya yerleştirmek için işin
ehli kimseler gerekir. Bu işlemler yapıldıktan sonra, işin ehli,
7 tur definenin olduğu bölgeye daire
çizerek bir kapı bırakır. Çalışma esnasında kimsenin konuşmaması
gerektiğini telkin eder. 21
Nas,
7
Ayet-el Kürsi,
3
İhlas ve
1
Fatiha
okunur
Hıristiyan cinlerin sahip olduğu
tespit edilirse, İncil'den ayetler ve papazların ayin esnasında
yaktığı tütsü yakılarak çıkartılabilir. Papaz ve İncil yok ise,
kazan kişiler ..??( ..sırra vakıf olmak gerek.. ) yıkanır. Para,
büyü ile koyulduysa cimentu buhur tütsüsü yakılır. Eğer para,
dinsizler tarafından konmuş ise, tek yöntem savaşmaktır. Oradaki
cinlerin sayısını öğrenip üç-dört kat cine sahip hoca ile
çalışılmalıdır. Yahudi ve diğer dinlere tâbi olan cinler için,
Hıristiyanlıkta yapılan işlemin aynısı uygulanır
Cin padişahları ve ya askerleri tarafından korunan hazineler
ise, hiçbir zaman çıkartılamaz. O paraların, Mehdi resulün
yeryüzüne ininceye kadar korunacağına söz verilmiştir. O bölgede
kazı yapanların hayatı, tehlikededir ..
Kazıda duyulan sesler ve görüntüler
Kazıda, kazan kişiler neyden
korkuyorsa, gördüğü cisim ona göre değişir. Örneğin; insan,
yılandan korkuyorsa yılan, akrepten korkuyorsa akrep. İki
kişinin de korkuları farklı ise; aynı cisim, korktukları şekle
bürünür. Burasının büyülü olduğunu işaret eder. Görünen cismi
orada kesmek gerek
Neden görüntü ya da ses yollarlar?
Cinler, orada beklemekten
sıkılmıştır. Size şifre veriyordur. Altı-yedi metrede kurbağa
yılan vs çıkabilir. Bu çıkan hayvanı altına dönüştürürseniz,
büyük parayı çıkartabilirsiniz. Çıkan cisimler, en fazla
40 gün içinde altına dönüştürülmelidir.
Dönüştürülemez ise, ilk çıktığı yere geri döner. Eğer hızla
kaçan varlıklara dönüşmüşse (sinek, arı vs) bu varlıkları hemen
öldürürseniz hemen altına dönüşür. Kaçanlar ise, o parayı gömen
insanın soyundan olan eve gider. Eğer 7
gün içinde buhur ve ayin yapılmazsa bir daha alınamaz.
Eğer o parayı gömen kişinin soyunun
evi, yedi günden daha fazla ulaşabileceği bir yerdeyse, tütsü ve
diğer işlemleri yapmakla onları geri getiremezsiniz.
24 saatte içinde yapmak daha iyidir.
Unutulmamalıdır ki cinler, insan zekasının ancak %10'una
sahiptirler. İnsanlar düşündükleri zaman, beyinlerindeki enerji,
dışarıya renkli ışıklar olarak yansır. Bunu bazı hayvanlar ve
cinler görür. İnsanları yönlendirmesi ise bu zamanda olur. Bu
ana da gaflet anı denir. Örneğin, sabah evden markete ekmek
almaya gittiniz. Daha sonra, marketi geçtiğinizi fark
ediyorsunuz ve ekmek alacağınız aklınıza geliyor. İşte bu an,
gaflet anıdır. Bu anda, insanları yönlendirirler. İnsandan üstün
oldukları güç, sadece budur.
Cinleri uzaklaştırmak ve
bölgedeki büyüyü bozma için tertipler
1. Kazılacak yere 6
köşeli yıldız çizmek ve ortasını kazılınca büyüğünün ve cinleri
kayboldukları biliniyor
2. 7 adet yeşil
sedir, iki taş arasında dövülür. 2 litre suya konup üzerine
7
Ayet-el Kürsi,
Kâfirûn,
İhlas,
Felak
ve
Nas
sûreleri okunur ve bölgeye serpilir.
3. Yunus Sûresi
81-82, Ta'ha Sûresi 69, Araf 118-122 ayetleri bir tabak suya
okunur ve bölgeye serpilirse büyü bozulur
4. 21
Yasin Sûresi'ni
bölgede okumak
5. Başka bir çözüm:
Fatiha,
Ayet-el Kürsi,
İhlas,
Felak
ve
Nas
sürelerini 70 kere o
bölgede okumak.
6. Başka bir çözüm:
Defne Yaprağı'nı tütsü olarak yakılması ve 7
İhlas
okunması
7. Başka bir çözüm:
Beyyine Suresi'nin, bir tabağa okunup bölgeye serpilmesi
8. Başka bir çözüm:
33 defa
Fatiha Suresi
okunur.
9. En zor olan
tılsımlar, büyü ve cinleri temizlemek için 789
kere
Besmele,
70
Fatiha,
41
Yasin,
2200 kere
Felak
ve
Nas,
41 kere
Cin Suresi,
1 kere Fetih Suresi, 1
kere Ta'ha
Definede Büyü ve
Tılsım
Definecilikte kemikleşen bu safsatayı bırakıp, aklımızı
beynimizi kullanmamız, çalışmalarımızı bilisel gerçekler üzerine
inşa etmemiz gerekir. Müslüman biri, putperest gibi davranış
sergilememelidir. Çalışmalı, her geçen gün çalışmalarını
modernize etmeyi asli bir görev gibi kabul edip ve bu şekilde
davranmalıdır. Definecilik ile Arkeoloji arasında amaç ve hedef
bakımından fazla bir farklılık yoktur, modern bir defineci gidip
aklın mantığın kabul etmediği bir takım safsatalarla
uğraşmayacak, Arkeoloji biliminin ana temellerini, kural ve
metotlarını kullanarak çalışmaya başlayacak ve aynı şekilde
çalışmasını bitirecektir. Aksi halde, zaman, mali, iş gücü kaybı
yanında tarihi belge niteliğindeki bir çok dokümanı tahrip
etmenin ötesine geçmeyecektir.
Bu güne kadar İslam dini, bu tür bir inancı şiddetle reddetmiş,
bu tür inanmaları 10 büyük günah arasında ifade etmiştir. Yine
gelişen bilimsel veriler içerisinde kabul görmeyen, yine bilim
dünyasında gerçekle, ciddiyetle alakası olmadığından şiddetle
reddedilen konulardandır.
Konuya kaynaklar bazında bakalım;
Anadolu kadınlarının (Nazar boncuğu) başlarına taktıkları metal
süs eşyasına da tılsım denir. Bağ süslemelerinde kullanılan
tılsımın, kişiyi, nazar, iftira ve kötü ruhlardan koruduğuna
inanılıyor (İbn Haldun, Mukaddime, çev. Z.K. Ugan Ankara, 1957,
111, 2 vd.). Tılsım gümüş, altın vb. değerli metallerden
yapıldığı gibi, bunların taklitlerinden, mücevherlerden, deniz
kabuklarından da olabilir. Tılsımın "Manî" inancıyla da ilişkisi
bulunmaktadır. Anadolu folklorunda tılsım genellikle büyünün
etkisini sağlayan araçları ifade eder. Define vb. gizli şeyleri
bulmak, kapalı yerleri açmak için ehlinin bildiği sözlere veya
vasıtalara da tılsım denir (Meydan Larousse, XIX, 11508). Bir
başka inanış; bulaşıcı hastalıkların tesirini önlemek ve
insanlarla hayvanların kötülüklerinden korkmamak için de tılsım
yapılır (M.Z. Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri Sözlüğü, 111,
494).
Tılsım, insanları koruduğuna veya uğur getirdiğine inanılan
tabiat veya insan eseri olan nesnelerin tamamını içine alır.
Tılsımları insanlar bizzat kendileri üzerlerinde
taşıyabilecekleri gibi, tesirli olması istenen arazi, dam
çatısı, vb. yerlerde de saklayabilirler. İnsan yapısı tılsımlar,
daha çok hayvan veya eşyaların küçük modelleriyle, üzerinde dinî
yazılar bulunan madalyonlar ve yazılı kâğıtlardan oluşur. Bazı
metal ve muskaların tılsım için kullanıldığı da oldukça yaygın
uygulamadır.
Batıl inanışa göre tılsımların etkili olabilmesi, tabiattaki
bazı güçlerle ilişki kurulmasına ve uğurlu bir zamanda dinî
törenle yapılmasına bağlıdır Buna örnek; Antik Yunan ve Roma
tapınaklarını gösterebiliriz. Tılsımdan medet ummanın mazisi
oldukça eskilere gitmektedir. Papirüslerin incelenmesi Eski
Mısır'da 75 kadar tılsımın mevcut olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Eski Mısır'da "Doğan Güneş" tılsımının, ölümden sonra yeniden
dirilmeyi sağladığına inanılmıştır. Yine eski Mısır'da ölüyle
birlikte gömülen "Menat" tılsımının, ölüyü tanrısal koruma
altına aldığına kesin gözüyle bakılmıştır.
Hıristiyanlık dünyasında da tılsımın çeşitli şekilleriyle
kullanıldığı bilinmektedir. Bu kullanım, din adamlarının asırlar
süren mücadelelerine rağmen hâlâ tam olarak önlenebilmiş
değildir. Hıristiyan halkın birtakım bâtıl inançlarından da
kaynaklanan tılsım inancı, sihir, büyük ve efsunla
beslenmektedir.
Yahudilikte uygulanan tılsım çeşitleri Hıristiyanlık'tan çok
daha yaygındır. Bunun nedeni, geç dönem Kabalacılarının tılsıma
büyük ilgi göstermeleridir. Bundan dolayı tılsım hazırlamak
hahamların görevleri arasında yer almıştır. Nitekim, loğusaya
zarar verdiğine inanılan Lilith'ten korumak için doğum odasına
tılsımlı eşyalar asılması, Yahudi toplumlarında hâlâ yaygın bir
gelenek olarak varlığını sürdürmektedir (Ana Britannica, XX,
619).
Bazı değişik şekiller göstermekle beraber tılsım hemen her
toplumda vardır. Eski Bâbil, Asur ve Persler de tılsım bir
teknik olarak uygulanmıştır. İslâm dışındaki bütün bâtıl ve
muharref dinlerin tören ve âyinlerinde her zaman tılsımdan izler
bulmak mümkündür. Birçok tarihçi ve sosyolog tılsımı, bâtıl ve
muharref dinlerin bir parçası gibi ele almıştır. Tılsımla ilgili
yazılı tarih öncesi bilgiler noksan olmakla beraber, Yunan ve
Mısır papirüslerindeki bilgiler oldukça doyurucudur.
Türk toplumlarında tılsım ve tılsıma benzer uygulamaların mazisi
İslâm öncesine kadar uzanır. İslâm’dan sonraki dönemlerde ise
eski Iran, Mezopotamya ve Mısır kültürlerinin tesiriyle tılsım
az da olsa varlığını sürdürmüştür (Dinler Tarihi Ansiklopedisi,
İstanbul, 1976, III, 606). Cahiliye dönemi Araplarında fal
okları atmak, çeşitli anlamlara gelen taşlar dikmek, yıldızlara
bakarak mana çıkarmak, birtakım kareler içinde harf veya
rakamlar yazarak tılsım yapmak oldukça yaygın bir uygulama idi.
Anadolu'da tılsım ve tılsıma benzer uygulamalar, Hıristiyanlık,
eski putperest dinler ve komşu kültürlerin tesiriyle âdetâ
kurumlaşmış, büyücülükle iç içe yürümüştür.
İslâm tılsım yapılmasını da, tılsıma inanılmasını da yasaklamış,
medet umarak onu meslek edinmeyi şiddetle reddetmiştir. Ayrıca
İslâm, tılsımın mucize ve keramete benzetilmemesine özen
göstermiş, onu müşrik ve kâfirlere özgü bir faaliyet olarak
değerlendirmiştir. İslâm’a göre tılsım, Allah'tan gelen
bilgilere dayanmaz. Kur'an-ı Kerîm, tılsım ve ona benzer
faaliyetleri bâtıl ve şeytan işi saymış (el-Âraf, 7/102), safir
sözüyle de büyü ve tılsım yapanları kastetmiştir (el-Âraf,
7/109, 113; et-Tûr, 52/15; el-Hicr, 99/14-15). Hz. Muhammed'e
gelen ilâhî vahye inanmayanlar ona sihirbaz, büyücü ve tılsımcı
iftirasında bulunmuş ve sözlerini de sihir saymışlardır (el-Müddessir,
74/24).
Hz. Peygamber, yedi büyük günahtan birincisinin Allah'a şirk
koşmak olduğunu açıklamış, ikincisi de "sihir ve tılsımla
ilgilenmektir" buyurmuştur.
Kur'an-ı Kerîm ve Hadis-i şerif'ler, Allah'ın iradesi dışında
hiç bir kimsenin, hiç bir kimseye fayda veya zarar vermeyeceğini
defalarca vurgulamış, tılsım yapan kişide olağanüstü bir güç
bulunduğuna inanmayı kesinlikle reddetmiştir (el-Mâide, 5/90;
Tâhâ, 20/69)
Bizim en büyük kaynağımız Kur’ân-ı Kerim'dir ..
Kaynak: www.ruhsalenerji.com/define-musallati-t6844.html?t=6844
|