insan
alfabetik yazının nasıl
başladığı konusunda hep
meraklı olmuştur. "Tarihin
babası" Herodotos,
Fenikelilerin Yunanistan'a
Kadmos adında bir adamla
geldiklerini, yazıyı ve
diğer sanatları onların
getirdiğini yazar. JOSEPH
NAVEH, 1975Yazının kökeni muammalarla doluysa da, ilk alfabe bilmecesi hepsinden şaşırtıcıdır. Bunun eski Yunanlılar yoluyla modern dünyaya eriştiği iyi bilinmektedir -alfabe kelimesi Yunan dilinin ilk iki harfi olan alfa ve beta'dan türemiştir- ama alfabenin Yunanistan'da ilk kez nasıl ortaya çıktığı, Yunanlılar'ın sesli ve sessiz harflere harf eklemeyi nasıl akıl ettikleri ve daha da temelde, ilk alfabe fikrinin İÖ 2. binyılda Akdeniz'in doğu ucundaki Yunan-öncesi topluluklarının akıllarına nasıl geldiği konusunda hiçbir bilgimiz yoktur.
Bilimadamları bu sorulara
yaşamlarını adamışlarsa da,
elde edilen kanıtlar kesin
sonuca varmayacak kadar
azdır. Alfabe Mezopotamya
(çivi yazısı), Mısır
(hiyeroglif) ve Girit
yazılarından mı (Lineer A ve
B) çıkmıştır? Yoksa
bilinmeyen bir tek kişinin
aklına "öylece" mi
gelmiştir? Ve alfabe neden
gerekli görülmüştür?
Bu, en yakın olasılık gibi
gözüken, ticari bir
zorunluluk muydu? Diğer bir
deyişle, ticaret, Babil çivi
yazıları ve Mısır
hiyerogliflerinde daha kolay
bir alışveriş kayıt yolu mu
gerektirmişti? Ya da Akdeniz
çevresinde birbirleriyle
ticaret yapan çeşitli
imparatorlukların ve
grupların dillerini yazmanın
kolay bir yolu olduğu için
mi?
Eğer öyle ise, Yunanistan'ın
ilk alfabetik kitabelerinde
ticaret ve alışveriş
konusunda hiç iz olmaması
şaşırtıcıdır. Gerek bu gerek
diğer fikirler bazı
araştırmacıları Yunan
alfabesinin İÖ 8. yüzyılda
Homeros'un sözlü
destanlarını kaydetmek için
icat edildiğini söylemeye
götürmüştür.

(Solda) Suriye'de Halep'te
çağdaş bir çarşı. Alfabe
eski Filistin, Lübnan ve
Suriye'nin pazarlarında
ülkelerarası ticareti, çok
dilli pazarlığı ve kayıt
tutmayı kolaylaştırmak
ihtiyacından mı doğmuştur?
(Sağda) Dünyanın ilk
alfabetik yazısı bu mu?
Mısır'da Vadi el-Hol'dan İÖ
1900-1800 yıllarına ait bir
kitabe.
EFSANEDEN VARSAYIMA
Kanıt yokluğunda boşluğu
anekdotlar ve efsaneler
doldurmuştur. Yetişkinlerin
var olan yazılarındaki
önyargılara ve çıkarlara
sahip olamayacakları için
sık sık çocukların alfabenin
mucitleri olduğu da
söylenmiştir.
Bir olasılık da, Kuzey
Suriye'de çivi yazısı
öğrenmekten bıkan parlak
zekâlı bir Kenanlı çocuğun
Mısır hiyerogliflerinde tek
sessiz harfleri temsil eden
az sayıda sembol fikrini
alıp kendi Sami dilinin
temel sessiz harfleri için
yeni simgeler icat etmiş
olmasıdır.
Belki de bunları ilk kez
eski bir sokağın tozları
arasına çizmiştir: Basit bir
ev resmi, Sami "beth"i
(alfabenin "be"si) "b"
simgesi olmuştur. How The
Alphabet Was Made'de [Alfabe
Nasıl Yapıldı!} Rudyard
Kipling'in çocuk kahramanı
Taffimai "ses-resimleri"
adım verdiği şeyler çizer. A
harfi ağzı açık bir
sazanbalığıdır.
Taffimai babasına bunun "ah"
sesi çıkardığında açık
ağzına benzediğini söyler. O
harfi yumurta ya da taş
biçimlidir ve babasının "oh"
dediği zaman ağzının aldığı
biçimdir. S harfi yılana
benzer ve yılanın çıkardığı
tıslama sesinin
karşılığıdır: Taffimai işte
böyle olmayacak bir tarzda
bütün alfabeyi tamamlar.
Ortaya çıkan Kuzey Sami
Alfabesi'nden,
Fenikeliler'in,
İsmailoğulları'nın ve
Aramiler'in siyasal yönden
güçlenmeleriyle ve ticaretin
de gelişmesi sonucunda
Kenan, Arami, Güney Sami
alfabeleri ya da Seba ve
Yunan alfabeleri ortaya
çıktı.
Batı dünyasının alfabeleri
ise Yunan alfabesi yoluyla,
büyük bir olasılıkla Fenike
alfabesinin gelişmesiyle
oluşacaktı. Şair William
Blake Jerusalem'de şöyle
yazar: "Tanrı... esrarengiz
Sina'nın korkunç
mağarasında/ İnsana o harika
yazı sanatını verdi."
British Museum'daki küçük
bir sfenks Blake'in en
azından alfabenin yeri
konusunda haklı olduğunu
göstermişti.
Sfenks 1905'te Mısırbilimci
Sir Flinders Petrie
tarafından uygarlıktan çok
uzak bir köşede, Sina'da
Serabit-el-Hadim'de
bulunmuştu. Petrie,
Mısırlılar zamanında
işletilen eski turkuvaz
madenlerinde kazılar
yapıyordu. Sfenks'in 18.
Hanedan'ın ortalarına ait
olduğunu tahmin ettiyse de,
günümüzde İÖ 1500 yılından
kaldığı düşünülmektedir. Bir
yanında garip bir yazı
vardır.
Öteki yanında ve ön ayakları
arasında yine yazılar ve "turkuvazın
hanımefendisi, Hathor'un
sevgilisi" olarak okunan
Mısır hiyeroglifleri yer
alır. Bu ıssız yerin
kayaları üzerine şunlara
benzeyen başka yazılar da
kazınmıştı:
Petrie, bulunan yazının 30'dan az simgeden ibaret olduğu için bir alfabe olduğunu tahmin etti. Bu madende çoğunlukla köle olarak Kenan'dan (günümüzdeki İsrail ve Lübnan) gelen Samiler'in çalışmış olduğunu bildiği için yazıda kullanılan dilin bir Sami dili olduğunu düşündü.
On yıl sonra başka bir Mısırbilimci olan Sir Alan Gardiner, "proto-Sinaitik" simgeleri dikkatle inceledi ve bazıları ile Mısır hiyeroglifleri arasında benzerlikler olduğunu gördü. Gardiner, her simgeye, simgenin Mısır dilindeki anlamının Sami dilindeki kelime karşılığını verdi (Kitabı Mukaddes araştırmalarından çok sayıda Sami kelimeleri biliniyordu):
Bu Sami adların, İbrani alfabesindeki harflerin adlarıyla eş olması Gardiner'i şaşırtmadı. İbraniler'in İÖ 2. binyılın sonlarında Kenan bölgesinde yaşadıkları biliniyordu. Ancak adların aynı olmasına rağmen, İbrani harflerinin biçimlerinin proto-Sinaitik simgelerden farklı olması bu iki yazı arasındaki bağlantının çok açık ve kesin olmadığını göstermektedir.
Gardiner'in varsayımı ona Serabit el-Hadim sfenksindeki yazılardan birini çevirme olanağı vermiştir:
İngilizce çeviriyazıda bu simgeler, sesli harfleri çıkarılmış "Baalat" olacaktır, İbrani ve diğer Sami dilleri yazılarında sesli harf bulunmaz, okuyanlar dili bildikleri için sesli harfleri tahmin ederler. Gardiner'in okuduğu yazı mantıklıydı: Baalat, "Hanım" demektir ve Sina bölgesinde, tanrıça Hathor'un Sami dilindeki adıdır. Böylece sfenks üzerindeki yazı iki dilli olarak görünmektedir.
Ancak malzeme eksikliği ve proto-Sinaitik simgelerden çoğunun hiyerog-lifik karşılıkları olmadığı için daha fazla bir çözüm mümkün olmamıştır. Bilimadamlarının, bu çizgilerde Çıkış hikâyesini bulma umutları kırılmıştır. Ancak Musa'nın da On Emir'i taş levhalara yazmak için proto-Sinaitik yazıya benzer bir yazı kullanmış olması mümkündür.
Gardiner'in 1916'da yaptığı tahminin doğru olup olmadığını hâlâ bilemiyoruz. Petrie'nin Sina'daki keşiflerden onlarca yıl sonra yazının Mısır hiyeroglifleri ile ilk alfabeler arasındaki "kayıp halka" olduğu düşünülmüştü. (Bunlar Suriye kıyısında bugünün Ras Şamra'sı olan Ugarit'te İÖ 14. yüzyılda kullanılan 30 simgeli çivi yazısı alfabesi ve Kenan'da Fenikeliler'in İÖ 2. binyıl sonlarında 22 sessiz harfli alfabeleridir.)
Ancak Sina'da ıssız bir madende çalışan -ve herhalde cahil olan- işçiler bir alfabe yaratmış olabilirler mi? Lübnan ve İsrail'deki daha sonraki keşifler alfabenin Sinaitik kuramının romantik bir hikâye olduğunu göstermiştir.
İÖ 17. ve 16. yüzyıl tarihlerinden kalma olduğu saptanan bu yazılar, o zaman Kenan topraklarında yaşayan insanların alfabeyi icat ettiklerini göstermektedir ki, bu da mantıklı olacaktır. Bunlar Mısır, Hitit, Babil ve Girit imparatorluklarının yol kavşaklarında yaşayan kozmopolit tüccarlardı.
Varolan bir yazı sistemine bağlı değillerdi, öğrenmesi kolay, yazması hızlı ve fazla karışık olmayan bir yazıya ihtiyaçları vardı. Her ne kadar kanıtlanmış değilse de, (proto-) Kenanlılar'ın alfabeyi ilk kullananlar olmuş olmaları mümkündür.

(Solda) İlk alfabe muamması. 1905'te Sina'da bulunmuş bir sfenkste, ilk alfabe olduğu sanılan, Mısır hiyeroglifleriyle akraba proto-Sinaitik simgeler vardır. Bunları Kenanlı Sami madenciler kazımıştır. Alfabe Mısır'da mı, yoksa Filistin'de mi doğmuştur? (Sağda) Rudyard Kipling'e göre alfabenin doğuşu.
MISIR'DAN YENİ KANITLAR
Ancak son zamanlarda eski Mısır'daki yeni keşiflerle durum iyice karışmıştır ve şimdi Gardiner kuramının elden geçirilmiş bir şekli mümkün görünmektedir. Yale Üniversitesi'nden arkeolog John Co-leman Darnell ile karısı Deborah, 1999'da Güney Mısır çölünde eski seyahat yollarını araştırırken Thebes'in batısında Vadi el-Hol'da alfabetik yazıyı andıran örnekler bulduklarını bildirmişlerdir. Yazının tarihi ÎÖ yaklaşık 1900-1800'dür ki, bu da Lübnan ve İsrail'deki kitabelerden çok daha önce olmasıyla en eski alfabe yazısı olduğunu gösterir.
İki kısa metin, bir Sami yazısıyla yazılmıştır ve uzmanlara göre harfler Mısır yazısının yarı-bitişik yazı biçimine benzemektedir. Yazarın bir grup paralı askerle dolaşan bir katip olduğu sanılmaktadır (firavunlar hesabına çalışan pek çok paralı asker vardı).
Eğer bu kuram doğruysa, o zaman alfabe fikrinin Mısır hiyerogliflerinden esinlendiği ve Filistin'de değil, Mısır'da icat edildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu yeni kanıtlar da kesin değildir ve başka kitabelerin aranmasına devam edilmektedir. Alfabenin kökeni (ya da kökenleri) muamması henüz çözülmemiştir.
Türkçe'nin alfabelerine göz atacak olursak, çok farklı alfabeler kullanıldığını görürüz. 5-6. yüzyıllarda kullanılan Göktürk yazısı, Cermenler'in kullandığı rünik alfabeye benzer. 8-15 yüzyıllar arasında kullanılan Uygur yazısı, Arami alfabesinden türeyen Soyal yazısının son biçimlerinden biridir. Uzun süre Arap alfabesiyle yazılan Türkçe, Türkiye devletiyle birlikte Latin alfabesiyle yazılmaya başlanmıştır.
Pek çok dilin ülkesi:
Alfabenin doğduğu İÖ 1500
yıllarında Ortadoğu.
kaynak: bilgilik.com



